George Eliot Kimdir? Hayatına ve Eserlerine Bir Bakış

George Eliot 22 Kasım 1819’da Warwickshire, İngiltere’de doğdu. Mary Ann, Marian ve Cross mahlasları vardı ve Evans ismiyle dünyaya gelmişti. Viktorya dönemi romancılarındandır ve kurgu karakterlerin üzerine psikolojik analiz metodunu geliştirmiştir. Eliot 22 Aralık 1880’de Londra’da hayata gözlerini yumdu. En bilinen romanları Adam Bede (1895), Floss Nehrindeki Değirmen (1860), Silas Marner (1861), Taşra Yaşamı Üstüne Bir Çalışma (1871-72) ve Daniel Deronda’dır (1876).

George Eliot

Gençlik Yılları

Evans, babasının çalışanının evinde doğdu. 1828 ve 1832 yılları arasında Nuneaton’da Mrs. Wallington’ın yatılı okuluna gitti. Buradayken Maria Lewis’ten epeyce etkilendi. Maria Lewis sınıf öğretmeniydi ve Evans’a güçlü bir protestan dindarlığı aşıladı. Son okulu (1832-35) Coventry’de Protestan bakanının kızları tarafından yönetiliyordu. Burada dine olan bağlılığı arttı. Tesettürlü giyinir, iyi çalışmalarda sıkı sıkıya ilgilenirdi. Okulda Fransızca ve İtalyanca okumayı öğrendi. Annesinin vefatından sonra babası için evine döndü. Babası Almanca ve Latince dersi aldırdı. 1841’de Evans babasıyla birlikte Coventry’e taşındı.

Burada zengin fabrikatör Charles Bray ile tanıştı. Bray kendini yetiştirmiş, radikal nedenlerden dolayı mücadele veren özgür bir düşünür. Bray’in kayınbiraderi Charles Hennell Hristiyanlığın Kökeni Üzerine Araştırma’yı (1838) yazmıştı. Bu kitap, Evans’ın Ortodoks ile bağını koparmasını hızlandırdı. İncil ve bilim arasındaki ilişkiyi yok etmek üzerine yazılan birçok kitap yavaş yavaş aklına aşılandı. 1842’de babasına artık kiliseye gidemeyeceğini söyledi. Bir uzlaşmaya varmadan tartışmaları birkaç ay sürdü. Bu süreçte babası onu düşünmesi için rahat bıraktı. Böylece, kilisede saygıyla görüldüğü sürece içinden geleni yapacaktı. 1849’da babası vefat edene kadar onunla yaşadı.

Bray ve Hennell aileleri Evans’ı aşırı taşralılıktan çekip aldılar. Muhafazakâr babasının dini ve siyasi görüşüne ters fikirlerle tanıştırdılar. 1843’te Charles Hennell evlenince Evans’s karısından D.F. Strauss’un Das Leben Jesu kritisch bearbeitet kitabının çevirisini devraldı. Anonim olarak İsa’nın Hayatının Eleştirel İncelemesi Bölüm 3 (1846) olarak yayımlandı. Bu kitabın İngiliz Rasyonalizmine derinden etkisi oldu. Evlendikten sonra Bayan Hennell’in babası R.H. Brabant, Evans’ı Devize’ye davet etti. Değişik bir adamdı. Yıllarca bir kitap üzerine çalışmış hâlâ da bitirememişti. Kitap, dindeki doğaüstü elementleri bir araya getirecekti. Birlikte Almanca ve Yunanca okumalar yaparak uzun yürüyüşlerde teoloji üzerine konuşmalar yaparlardı. İlerleyen vakitlerde Bayan Brabant aralarındaki yakınlığı çekemedi ve Evans’ı adeta kovdu. Bayan Hennell babasının adaletli davranmadığını düşündü. Böyle bir aşağılamadan sonra George Eliot, Middlemarch’ta Bay Casaubon’u korkunç canlılığını çizdi.

1849 ve 1850 yıllarında kışı Genava’da geçirdi. François D’Albert Durade’in ailesiyle birlikte kaldı. Sürekli okumalar yapıyordu. François, Evans’ın bir portresini yapmıştı. Bayan Bray (1842) ve Sir Frederick Burton (1865) portreleri gibi Evans da açık kumral saçlı, gri-mavi gözleri ve açık tenli gözüküyordu. Tabloların hepsi Ulusal Portre Galerisi’nde bulunuyor. Coventry’e döndü ve 1850 senesinin geri kalanını Bray ailesiyle birlikte geçirdi. Babasından kalan yıllık 100 pound ile nasıl yaşamını idame ettireceğini düşünüyordu. John Chapman’dan sonra İsa’nın Hayatının Eleştirel İncelemesi kitabının yayımcısı R.W. Mackay’in Westminster İncelemesinde Zekânın İlerlemesi (Ocak, 1851) kitabının redaksiyonunu yapması için ona bir şans verdi. Freelance bir yazar olarak Londra’ya yerleşme kararı aldı. Strand, 142’de Chapman’lar ile yaşamaya başladı.

George Eliot, François D’Albert Durade yaptığı portre (1849).

George Henry Lewes ile Hayatı

Londra’ya gelişinden kısa bir süre sonra Bayan Chapman ve çocukların mürebbiyesi Marian’ı (o dönemler bu mahlası kullanıyordu) kıskandılar. Mürebbiye aynı zamanda John Chapman’ın metresiydi. On hafta sonra göz yaşları içinde Coventry’e geri döndü. Duygusal olarak Chapman’a kapılmış olsa da onun metresi olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmuyor. Birkaç ay sonra Chapman Westminster İncelemesi’ni alınca Evans farkında olmadan ev içi karışlıklıklara sebep oldu ve Londra’ya döndü. Üç sene boyunca editör yardımcısı olarak Westminster’da çalıştı. John Stuart Mill’in döneminden beri en parlak dönemini yaşadı. Chapmanların akşam partilerinde, siyasi ve dini radikalizm atmosferinde, hatırı sayılır pek çok edebi figürle tanıştı. Strand’in karşısında Economist’in yardımcı editörü Herbert Spencer yaşıyordu. Chapman daha yeni Herbert’in Sosyal Durgunluk (1851) adlı kitabını basmıştı. Evans, Spencer ile çok içli dışlı oldu ve sık sık görüştüler. Yakın zamanda da nişanlandıklarına dair dedikodular çıktı. Ama evlenmeseler bile Spencer onu ilerde evleneceği iki adamla tanıştırdı.

George Henry Lewes, Viktoryan gazeteciler arasında en beceriklisiydi. 1841’de Agnes Jervis ile evlenmiş ve dört erkek çocuğu olmuştu. 1850’de Lewes ve arkadaşı gazeteci Thornton Leigh Hunt Leader adlı radikal bir gazete çıkarmaya başladılar. Burada Lewes edebî ve teatral yazılarını paylaştı. Nisan 1850’de, ilk sayı çıktıktan iki hafta sonra Agnes Lewes bir oğlan daha doğurdu. Ancak bunun babası Thornton Hunt idi. Hunt’ın ikinci çocuğunu Ekim 1851’de doğurunca Lewes Agnes’i karısı olarak görmemeye başladı. Fuhuşu öne sürerek ona boşanma davası açtı. Bu keder üstüne evi yıkıldı ve Marian Evans ile tanıştı. Makaleler üzerine tartışmalar yaptılar. Tiyatro oyunlarına ve hatta Lewes’in Leader için yazdığı yazılar için operalara gittiler. Agnes ile barışmayacağından emin olduktan sonra Evans aleni bir şekilde Lewes ile karısı olarak yaşamaya başladı. Haziran 1854’te Ludwig Feuerbach’in Hristiyanlık Esintisi çevirinin yayımlanmasından sonra birlikte Almanya’ya gittiler. Yasal olmasa da bu bir evlilikti ve Lewis 1878’te vefatına kadar devam etti. Bayan Bray’e; “Hafif ve kolay kırılan bağlarla yetinen kadınlar benim gibi davranmıyorlar. İstediklerini yine de elde ediyorlar ve buna rağmen yemeğe davet ediliyorlar.” demiştir.

George Eliot’ın Başlıca Çalışmaları

Weimar ve Berlin’de Westminster için en iyi denemelerini yazdı. Spinoza’nın Etik kitabını çevirdi ancak 1981’de yayımlandı. Nu esnada Lewes, Goethe’nin yaşamı hakkında çığır açan çalışmalar yapıyordu. Sadece kalemiyle yaşayan üç oğlunun İsviçre’de eğitim görmesini sağladı. Bu esnada Agnes’e de yıllık 100 pound nafaka verdi. Bu nafaka Agnes’in 1902 yılındaki vefatına kadar devam etti. Agnes’in Hunt’tan dört çocuğu vardı. Sonuncusu 1857’de doğmuştu. Ancak hepsi Lewes’in soyadını taşıyordu. Gerçekleri bilen birkaç arkadaşı Agnes’e olan davranışının cömertlikten fazlası olduğunu söylüyorlardı. Yine de “azimli bir kadının kovasıyla kaçtığı” yönünde pek çok şirret dedikodular çıkmıştı. Evans’ın en büyük pişmanlığı Warwickshire’daki ailesinden kendini soyutlandırmasıydı. Lewes’in cesaretlendirmesiyle eski anılarını anıp Chivers Coton mahallesindeki çocukluk anılarıyla ilgi bir hikâye yazdı. Blackwood’s Dergisi’nde 1857’de yayımlandı. Hikâyenin adı Piskopos Amos Borton’un Talihsizliği idi. Hızlıca başarıya ulaştı. Bay Gilfil’in Aşk Hikâyesi ve Janet’in Pişmanlığı adında iki öyküsü daha yerel olaylara dayanıyordu. Seri olarak aynı sene basıldılar. Blacwood Ruhani Yaşamdan Kareler Bölüm 2 (1858) adı altında üçünü de yayımladı. Bu hikâyeler George Eliot mahlasıyla basıldılar.

Adam Bede, Bölüm 3 (1859) Evans’ın ilk uzun romanıydı. “Taşra öyküsü. İnek nefesi ve çiftlik kokusuyla dolu” olarak tarif etmişti. Ustaca gerçekçiliği “sıradan şeylerin olduğu gibi temsili” Pre-Raphaelitelerden John Ruskin’in takdire şayan dakika detayının gerçekçi gözlemi İngiliz kurgu edebiyatına getirdi. Kitap esprilerle doldu. Metodist teyzesinin çocuk katili olan bir kadını ziyaretini anlattığı bir hikâyeden ana konu filizlendi. Bedes’in şivesi Derbyshire’daki amcalarından duyduğu bir şiveydi. Bazı erken deneyimlerini Adam’a tahsis etmişti. İngiliz kurgu edebiyatında yeni olan şey derin insani empati ve özenli ahlak yargıların birleşimiydi. Adam Bede bir sene içerisinde sekiz baskıya girdi. Blackwood bin altı yüz pound ödedi ve telif hakkını geri sattı. Floss Nehrindeki Değirmen, Bölüm 3’te (1860) yine erken yaşamına geri dönüş yaptı. Kitabın ilk yarısı çocukluğunun çok iyi bir tasviriydi. Çok üstün psikolojik zekâ gerektiren pek çok sahne de mevcuttu.

George Eliot, Floss Nehrindeki Değirmen, 1860.

Bu zamanlarda tarihi romanlar revaçtaydı. 1860’da Floransa’ya seyahati sırasında Lewes, Girolamo Savonarola’nın iyi bir fikir olduğunu söyledi. George Eliot tutkuyla buna tutundu ve Romola’yı (1862-36) planlamaya başladı. Ancak ilk önce Silas Marner’i (1861) yazdı. Bu kitapta İtalyan materyallerle kendini harmanladı. Hikâye kısaydı ve biçimi mükemmeldi. Dokumacının kaybolan altınlarının yerini başıboş bir çocuğun doldurmasını anlatıyordu. Bu kitap en bilinen kitabı oldu. Ancak yıllarca çocuklara okullarda okutulmaya zorlanması da bir talihsizlik diyebiliriz. Romola, Blacwood için bir seri olarak tasarlandı. Ancak Cornhill Dergisi’nden on bin poundluk bir teklif geldi ve Eliot eski yayımcısını bıraktı. Ama editör kitabı on altı parçaya ayrılmasını istedi. Evans ödemenin üç bin pound daha azını kabul etti. Bu, sanatsal bütünlüğün bir kanıtıdır ve çok az yazar bunu gösterebilir. 1861’de İtalya’ya olan ikinci gezisinde Floransa tarihinin, mekânlarının, kıyafetlerinin ve diyalogların detaylarını İngiliz Müzesi’nde titizlikle çalıştı. Temmuz 1862 ve Ağustos 1863 tarihlerinde on dört bölüm yayımlandı. İngiliz hikâyelerinin doğaçlamalarından noksan olsa da haksız yere hoş görüldü.

George Eliot’ın sonraki iki romanı İngiltere’de beklemede kaldı. Bu dönem meclis yasalarının çalkantılı dönemleriydi. Radikal Felix Holt bölüm 3’te (1886) seçim isyanını Aralık 1832’de Nuneaton’da gördüğü birinin anılarından yola çıkarak yazdı. Kitabın ana teması siyasi bir tema değildi. Mrs. Transome adında trajik bir karakterdi. Bu karakter Eliot’un en büyük başarılarından biridir.  Popüler zevkin o zamanlar talep ettiği karmaşık temalar şimdi romana ters düşüyor. Middlemarch (8 bölüm, 1871-72), George Eliot’un genel rıza ile yazılmış bir başyapıtı. Kalemi sayesinde roman eğlenceden epey entelektüel bir hâle dönüştü. Middlemarch toplumundaki her sınıf (çiftçisinden, işçisinden tutun yayımcılara, rahiplere, fabrikatörlere kadar herkes) tasvir edildi. Birbirine zıt ve paralel durumlar konuyu güçlendirmek için iç içe geçirilmiş. Yine de hikâye birbirine bağlı olaylara bağlı olarak değil, “Gizli bir hayatı olağan seyrinde yaşayan ve ziyaret edilmemiş mezarlarda yatan” kişilerin tarih dışı eylemlerinin ayrıntılı etkisini gösteriyor.

George Elioti Middlemarch, 1871-72.

Daniel Deronda (8 bölüm, 1876) George Eliot’ın modern sahnelere yazdığı en yakın romandır. Mirah Cohen adında fakir Yahudi kız ve üst sınıf Gwendolen Harleth’in (para için evlenip sonradan pişman oldu) arasındaki zıtlık üzerine kurulmuştur. Asıl kahraman Daniel Yahudi olduğunu öğrendikten sonra Mirah ile evlenir ve memleketinde ev kurmak için Filistin’e gider. Cohen ailesi için oluşturulmuş tablo Yahudi okurların takdirini topladı. Ancak Daniel Deronda’nın en iyi yanı Gwendolen karakteridir. Öyle gözüküyor ki çoğu eleştirmen de George Eliot’ın başarısının doruğa ulaşması olarak görüyor.

Son Yıllar

1863’te Lewes ailesi Regent’s Park’taki manastırı aldılar. Pazar öğleden sonraları Viktoryan hayatı yaşamak için harikulade bir yerdi. 30 Kasım 1878’de Lewes hayata gözlerini yumdu. Neredeyse yirmi beş sene boyunca Eliot’un dehasını beslemiş ve ona kol kanat germişti. En önemlisi yazması için gereken cesareti kaybetmişti. Aylarca oğlu Charles Lee Lewes dışında kimseyle görüşmedi. Kendini Hayatın ve Zihnin Problemleri’nin (1873-79) son bölümünü bitirmeye adamıştı. Cambridge’de George Henry Lewes Fizyoloji Öğrenciliği’ni açtı. Birkaç yıl boyunca yatırımları John Walter Cross’un elinin altındaydı. Herpert Spencer’ın Leweslerle tanıştırdığı bir bankacıydı kendisi. Cross’un annesi Lewes’ten birkaç hafta sonra vefat etti. Hem acısını paylaşıyor hem de tavsiyelerine ihtiyaç duyuyor derken Eliot, Cross’a düşmeye başladı. 6 Mayıs 1880 yılında St. George’s Hanover Square’de evlendiler. Cross 40, Eliot ise 61 yaşındaydı. Balayına İtalya’ya gittiler. Sonrasında Chelsea’deki taşradaki evine yerleştiler. Eliot bir Kasım burada hayata gözlerini yumdu. Highgate Mezarlığına gömüldü.

Kaynakça: https://www.britannica.com/biography/George-Eliot

Merhabalar! Karşınızda bendeniz, Aybüke Sude. Biraz tanış olalım 😊 İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum ve tahmin edersiniz ki okumak benim için ‘sevmek’ten fazlası. Her şey farkında olmakla başlar. Okumak bizi farkında kılar. Hadi hep birlikte tam da burada farkında olalım!

Bir Yorum Yazın