Film İncelemesi: 500 Days of Summer

“500 Days of Summer” yirmilerinin ortasında bir kadının ve erkeğin ilişkisi üzerine kurulmuş bir filmdir. Açılış sahnesinde üçüncü tekil anlatıcı, izleyiciyi bu hikâyenin bir aşk hikâyesi olmadığı konusunda uyarıyor.

Ana karakterler Tom ve Summer, Greeting Card Company adlı şirkette çalışıyorlar. Summer yeni bir çalışan, Tom ise Summer’ın garip kişiliğine ve fiziksel çekiciliğine kapılıp ona âşık olan karakter. Öte yandan Summer, Tom ile bağlanmadan sadece arkadaş olmak istiyor fakat ona sanki daha fazlasını istiyormuş gibi davranıyor. Tom ve Summer çok yakın arkadaş oluyorlar ama bir yandan da sanki birbirlerine âşık gibi bir halleri var. Bu yüzden Tom, Summer’a daha fazla âşık olmaya başlıyor. Summer, Tom’a mesafe koymak istediğini fakat yine de en yakın arkadaşı olduğunu söylüyor. Bu, Tom’un kalbini kırıyor. Bir süre sonra Tom, Summer ile yeniden karşılaşıyor, hâlâ Summer ile birlikte olabileceklerine dair umudu var. Ne yazık ki başka bir adamla nişanlı olduğunu öğreniyor. Filmin sonuna doğru Summer, Tom’u parkta görüyor ve ona artık evli olduğunu söylüyor. Filmin en sonunda Tom’u bir iş görüşmesinde görüyoruz ve rastlantıya da bir bakın! Adı Autumn olan bir kıza çıkma teklifi ediyor.

Bütün film Tom’un aklından geçenlerden ibaret. Atlantic dergisinin editörü Christopher Orr “Tom’un bakış açısından ilişkinin merkezini görebiliyoruz. Bir yandan, Tom’a olduğu gibi, Summer da bizlerin nazarında pek bilinmeyen bir karakter.” diyor.

Tom asla Summer ile birbirleri için yaratıldıkları umudunu kaybetmiyor fakat sonrasında Summer’ı nişanlı bir kadın olarak görüyor. Tom sadece aşkın uçurumlarında yaşıyor ve bu, onun düşüşüne sebep oluyor. Tom, Summer’ın bağlanmak istememesini asla kabul etmeyip onunla doğru düzgün romantik bir ilişki içerisinde olmak istiyor. Orr, “Film, 28. günden 303. güne, sonrasından 167. güne, oradan da 408. güne atlıyor. Baştaki umut ve en derin umutsuzluk arasındaki gelgitlere, birden davetsiz aşkın keşfine ve yavaş, parçalıyıcı bu aşkın karşılıksız olmasına tanıklık ediyoruz.” diyerek filmi özetliyor.

Filmde yalnızca iki ana karakteri olmasına rağmen, film yalnızca Tom’un duyguları çevresinde şekilleniyor. Tom ve Summer arasındaki ilişki epey kafa karıştırıcı ve belirsiz olmakla birlikte Tom’un duyguları da bir hız treni gibi baş döndürücü.

Orr, makalesinde “Saf mutluluğa tanıklık ettiğim, yeni bir aşkı yakalayan, derin hislerin bu kadar gerçek olduğunu, telaşı ve dehşeti hissettiren, her an oracıkta beni öldürebilecek bir film göreli epey zaman olmuştu.” diyor. Film, Tom’un yaşadığı bütün çelişkileri geçmişe dönen sahneler, çizimler, müzikler ve görüntüler gibi birçok farklı yöntemlerle gözler önüne seriyor.

Tom aşk fikrine yükselirken filmdeki renkler canlanıyor. Ne zaman ikili beraber zaman geçirse renkler canlı ve masmavi oluyor. Bu, Summer’ın Tom’un dünyası olduğu anlamına çıkıyor. Summer’ın dolabı, her daim gözleri gibi mavi rengi barındırıyor.

Filmin sonlarına doğru, evlendiğindeyse, her zaman gri renk giyiniyor. Mavi giyinmek; Tom’un, Summer’ın güzelliğine vurulmasını, görünüşüne bu kadar tutulmasını temsil ediyor.

Yaz mavisi

Tom’un aklında, Summer’ın “ruh eşi” olduğuna dair bazı yanılgılar var. Belki de filmin en çarpıcı sahnesi “beklentiler ve gerçeklik” algısının izleyiciye yansıtıldığı sahnedir.

Filmin bütün psikolojik temasını açıklamak için pek çok yol var ama genel tema birini sevmenizin, illa ki o kişiyle birlikte olmak için yaratıldığınız anlamına gelmemesi.

Filmin sonunda, Autumn adlı kadın ile tanışmasında ise renkler yerini kahverengiye bırakıyor.

Sonbahar Tonları

Film ilişkinin karmaşıklığına ve tutarsızlığına yönlendirilmiş. Hollywood’un “aşk bir fantezidir” temasından sıyrılmış ve ilişkilerin, insanların niyetlerine göre şekillenmediğinin gerçekliğini gösteriyor.

Kaynak: https://medium.com/@ellenkthweatt/summary-and-analysis-for-the-film-500-days-of-summer-57acb19f18a1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir