10 Ünlü İspanyol Ressam ve İmza Niteliğindeki Başyapıtları

İspanya’nın zengin bir sanat geleneği vardır. Ülke, Batı resminin tarihinde büyük bir rol oynamıştır. 16. yüzyılın başlarından 17. yüzyılın sonlarına dek güzel sanatlar ve edebiyatta İspanyol ulusunun yıldızı parlamıştır. Şimdilerde ise o döneme İspanyol Altın Çağı diyoruz. Birçok başka şeyin yanı sıra, o dönem de Avrupa sanat dünyasına katkıda bulunmuştur. Dönemin ünlü sanatçıları arasında El Greco, Zurbaran, Francisco Goya ve daha birçokları sayılabilir.


Çeviren: Gizem Bilgiç Yalnız

Bununla birlikte, İspanya’nın Joan Miro, Pablo Picasso ve Salvador Dali gibi sanatçıları da vardır. Sadece 10 ünlü İspanyol ressam seçmek gerçekten güç. Fakat iyi bir iş çıkarttığımızı umuyoruz. Gelin, birlikte göz atalım:

Pablo Picasso

Fotoğraf: pinterest.com ve gr.pinterest.com

Hiçbir girizgaha ihtiyacı olmayan adamla başlıyoruz. 1881’de doğmuş ve 1973 yılında vefat edene dek üretmeye devam etmiş olan Picasso, geçmiş uygulamaları kırmış ve sanatta yeni bir akımın öncülerinden biri olmuştur. Pek çokları onu 20. yüzyılın en etkili ressamı olarak görür.

Picasso, resim ve heykel dahil olmak üzere Avrupa sanat kültüründe devrim yaratanKübizm’i doğurmuştur. Üslubu ve kariyeri ilerledikçe analitik Kübizm’den sentetik Kübizm’e doğru evrilmiştir.

Picasso; farklı farklı bakışları, teorileri, fikirleri, teknikleri ve daha birçok tekniği denemiştir. Oldukça üretken ressamlardan biri olan Picasso, kariyeri boyunca 1900’den fazla resim yapmıştır. Başka hiçbir ressam, yaşamı boyunca Picasso kadar popüler olmamıştır. Orijinal eserleri, müzayedelerde milyonlara ulaşırken dikkate değer işlerinin büyük bir bölümünü müzelerde görebilirsiniz.

Picasso’nun gelmiş geçmiş en ünlü İspanyol ressam olduğuna şüphe yoktur.

Başyapıt: Guernica

Pablo Picasso’nun bu büyük yağlı boya tablosu, dünyanın en ünlü tablolarından biridir. Eleştirmenler Guernica’ya, tüm insanlık tarihinin en etkili ve güçlü savaş karşıtı tablosu olması dolayısıyla övgüler düzerler.

Diğer işlerinin aksine bu tablo hiçbir zaman satılmak üzere müzayedeye çıkmamıştır. Tablo için öngörülmüş bir fiyat yoktur. Ancak bazı eksperler Guernica’ya en az 200 milyon dolarlık bir değer biçerler. Guernica insanlığın bir nişanesidir. Tüm insanların anlayabileceği basit bir mesaj verir.

Kimileri, Picasso’nun şansının yaver gittiğini söylerler. Sonuçta o dönemin şartları ona bu ünlü tabloyu yapmasına vesile olmuştur. Naziler, İspanya İç Savaşı sırasında Bask kasabası Guernica’nın üzerinde yeni hava kuvvetlerini denemişlerdir. Picasso buna şahit olmuş ve bu tablosunda bombardımanın dehşetini ortaya koymuştur.

Salvador Dali

Fotoğraf: reddit.com ve pinterest.com

Dali, yine girizgaha ihtiyaç duymayan bir diğer İspanyol ressam. Sürrealizm akımının en önde gelen ressamı olan Dali sürrealist sanatın en ünlü eserlerini vermiştir. Dali, tek başına, Sürrealizm’in bir ana sanat akımı olmasının yolunu açmıştır. Ressamın bu bağlamdaki en büyük katkısı eleştirel paranoya yöntemidir.

Sanatçı bu yöntemi kullanarak sistematik irrasyonel düşünce ve kendi kendini uyaran bir paranoya hali üzerinden bilinçaltına ulaşmaya çalışır.

Birçok hayranı Salvador’u, çarpıcı ve tuhaf şekilleri sebebiyle anında tanır. Fakat daha derinlemesine bakıldığında eserlerinde birçok Sembolizm öğesine rastlarsınız. İşlerinde tekrar tekrar kullandığı imgeler arasında filler, karıncalar, eriyen kol saatleri ve elbette imzası niteliğindeki bıyığı bulunur. Dali için filler ağırlıksızlığı, karıncalar çürümeyi ve ölümü ve eriyen kol saatleri de insandaki zaman algısını sembolize eder.

Başyapıt: Belleğin Azmi

Bu tabloda, ressamın yinelenen imgelerinin tümünü bulabilirsiniz. Ayrıca esere günlerce bakabilir fakat yine de içindeki tüm sembolleri yakalamakta başarısız olabilirsiniz. 1931 yılında yapılan tablo Sürrealizm’in en tanınmış işlerinden biridir.

İkonografi, ressamın evvelce gördüğü bir rüyaya atıf yapar ve saatler zamanın geçişini sembolize eder. Birçok eleştirmen eserdeki tüm sembolleri yorumlamaya çalışmıştır. Fakat sanatçının bu başyapıtıyla neye ulaşmak istediği hususunda hala devam eden tartışmalar bulunmaktadır.

Tablo ayrıca ressamın hayatı boyunca ortaya çıkan bilimsel gelişmelerin etkisini de taşır.

Francisco Goya

Fotoğraf: pinterest.com ve pinterest.com

Goya, sanat sahnesinde dokuma resim (halı resmi/tapestry) türündeki seri çizimleriyle ün kazanmıştır. Evet, çizimleriyle. Goya çalışmaya, İspanyol saltanatının saray ressamı olarak başlamıştır. İlginç, değil mi?

Yaşamının sonraki dönemlerinde Francisco, karanlık bir tabiatın betimlenmesine yönelik bir tutku geliştirir ve bugün birçok hayranı onu son dönem işleri ile tanır.

Ressamın Kara Resimleri, yoğun ve esrarengiz temalar taşır. Bu resimler, sanatçının hem korkularını ve deliliğini hem de insanlığa olan kasvetli bakışını yansıtır. Diğer bir deyişle Goya, hem bir ressam hem de bir filozoftur.

Goya’nın sanatında yoğun şekilde hayal ürünü olan birçok unsura rastlayabilirsiniz. Kalın boya tabakaları kullanmasıyla ünlü olan ressamın üslubu, sonraki nesillerin ressamlarına ilham kaynağı olmuştur. Goya, 18. ve 19. yüzyılların en etkileyici İspanyol ressamlarından biridir.

Başyapıt: 3 Mayıs 1808

Goya bu tabloyu 1814 yılında tamamlamıştır ve tablo şimdilerde, Madrid’deki Museo del Prado’da sergilenmektedir. Goya bu tabloda, Yarımada Savaşı’nda Napolyon’un askerlerine karşı direnen İspanya’yı anmayı istemiştir.

Yeri gelmişken kısa bir tarih dersi: 2 Mayıs 1808’de yüzlerce İspanyol isyan çıkarır ve 3 Mayıs tarihinde bu özgürlük savaşçıları Fransızlar tarafından topluca katledilirler. Kanları, Madrid sokaklarında günlerce akar. Goya, bu tablosuyla o günü anmak istemiştir. Böylece bu katliam sonsuza kadar unutulmayacaktır.

Diego Velasquez

Fotoğraf: pinterest.es ve co.pinterest.com

İspanya’nın en önemli Barok ressamı olarak kabul edilen Diego Velasquez, hak ettiği takdiri ölümünden sonra kazanmıştır. Ressam, 19. yüzyıl öncesinde dahi beğeni toplamıştır. Fakat 19. yüzyılda, artistik üslubu ve resme yaklaşımı sanatçıyı üne kavuşturmuştur. Diego, zamanının ötesindedir.

Çağının modern üsluplarının aksine sanatçı, resme yönelik bireysel bir yaklaşım geliştirmiştir. Natüralist üslubuyla Diego, empresyonizme ve realizme esin kaynağı olmuştur. Sanatçı, sahneleri olabildiğince özgün ve gerçeğe uygun şekilde betimlemeye çalışmıştır. Çağın diğer sanatçıları o seviyede bir özgünlük yakalamaya çalışmamışlardır.

Sanatçı, ömrünü Kral 4. Philip gibi kraliyet ailesi mensuplarını resmetmekle geçirmiş olsa da sıradan insanın yaşamına da derin bir ilgi göstermiştir. Resimlerinde, sıradan insanların günlük hayatından birçok sahneye rastlanır.

Başyapıt: Las Meninas

Eleştirmenler bu tabloyu “resmin teolojisi”nin ve “sanatın gerçek felsefesi”nin temsili olarak tarif ederler. Adı “Nedimeler” olarak çevrilen 1656 yapımı tablo, tarihin en ünlü başyapıtlarından biridir. Eserin, cevapladığından çok soru soran esrarengiz bir kompozisyonu vardır.

Tablo, figürleri ile seyircisi arasında tekinsiz bir ilişki kurar. Resmin merkezindeki figür, 4. Philip’in ilk çocuğu olan Dona Margarita Maria’dır. Eleştirmenler; tabloyu, sanatçı ile seyirci arasındaki bir diyalog olarak sınıflandırırlar. İkili ayna imgesi ve eskizvari fırça işi, tüm figürlere hayat verir.

Joan Miro

Fotoğraf: ar.pinterest.com ve pinterest.com

Hayat dolu Sürrealist olarak anılan Miro, genç yaşlarından itibaren sanatla iç içedir. Saat ustası olarak çalışan babasını çokça seyretmiştir. Joan resim sanatında, devrim niteliğinde değişikliklere imza atmıştır.

Diğer sanatçıların aksine resim sanatındaki geleneksel teknikleri geri çevirmek için otomatik çizim tekniğini geliştirmiştir. Miro, Andre Masson ile birlikte Sürrealizm’in bir sanat akımı olarak başlangıcını temsil eder.

Miro, Barselona’da bir okulda işletme okumuş fakat sonrasında hemen yön değiştirerek sanat okumaya başlamıştır. Erken dönemlerinde, janr (günlük yaşam) resimleri, natürmort ve peyzaj resimleri yapmıştır. Fakat 1921 yılında Paris’e taşındıktan sonra Sürrealizm, Fovizm ve Kübizm dahil olmak üzere modern üsluplara yönelmiştir.

Sanatçının geometrik şekilleri İspanya’nın sanat sahnesinde en etkili unsurlardan biri olmaya devam etmektedir.

Başyapıt: Çiftlik

Sanatçının başyapıtı, Katalonya’daki Mont-Roig del Camp’ta bulunan, aileye ait bir kır evini betimler. Sanatçı, bu yağlı boya eseri 1921 yazı ile 1921 kışı arasında tamamlamıştır. Bu tablo, adeta sanatçının o arazide varlığını hissettiği doğaüstü bir şeye işaret eder.

Eğlenceli bir not: Çiftlik eserini, Ernest Hemingway satın alır ve tablo için 5.000 Frank öder. Sonrasında eseri, dördüncü karısı Mary’ye hediye eder. Mary de eseri Washington’daki National Gallery of Art’a bağışlar.

Francisco De Zurbaran

Fotoğraf: in.pinterest.com ve pinterest.it

Francisco ömrü boyunca kendini inancına ve dine adamıştır. Bu motifler aynı zamanda sanatçının sanatında da ele aldığı konular olarak karşımıza çıkar. De Zurbaran, resimlerinde chiaroscuro (ışık gölge) tekniğinin kullanımını popüler hale getirmiştir. Chiaroscuro, Rönesans döneminde ortaya çıkan en müthiş sanatsal tekniklerden biridir.

Francisco, Caravaggio’yu ve resimlerini çok sevmiş ve Caravaggio’nun sanatı üzerine derinlemesine çalışmıştır. Bu sebeple iki ressamın teknikleri ve özellikleri arasında benzerlikler fark edebilirsiniz.

Sevilla’daki en ünlü ressamlardan biri olarak bilinmesine karşın ancak birkaç tane kraliyet nişanına hak kazanabilmiştir. Sanatçı, ömrünün son yıllarını yoksulluk içinde geçirmiştir.

Resimlerine gelince, gerçekliğin daha sade kompozisyonları ve temsilleri olduğu söylenebilir. Zurbaran’ın nesnelerinin karakteristik özelliklerini zenginleştiren, olağanüstü bir ışık kullanımı vardır.

Başyapıt: Limonlu Natürmort

Sanatçının birçok hayranı onu; keşişleri, rahibeleri ve şehitleri resmettiği dini tablolarından tanır. Örneğin, Çarmıhtaki İsa ve Aziz Francis tablolarından… Fakat biz Limonlar, Portakallar ve Bir Gül ile Natürmort tablosunu seçtik. Bu tuval üzerine yağlı boya tablo, tüm Barok stili ortaya koyar.

El Greco

Fotoğraf: pinterest.ru ve pl.pinterest.com

El Greco, Yunan adası olan Girit’te doğmuş ve 1567 yılında Venedik’e taşınmıştır. O zamanlar sanatçı halihazırda ikonalar resmeden hatrısayılır bir ressamdır. 1577’de İspanya’ya göç etmiş ve orada daha olgun eserlerinden bazılarını vermiştir.

İtalya’da, Titian ve Tintoretto’nun Venedikli Rönesans üsluplarına sadık kalır. Bu da sanatçının İtalyan karakterde bir ressama dönüşmesine yardım eder.

Fakat İspanya’ya taşındıktan sonra, üslubunu biraz değiştirir. İspanya’ya taşınmadan önce Farnese Sarayı’nda farklı farklı adamların portrelerini çizerek altı yıl geçirir.

Başyapıt: Orgaz Kontu’nun Gömülüşü

Bu resim, 1323’te vuku bulan bir mucizeyi betimler. Genel olarak en üstün işlerinden biri olarak tanınan tabloda; ressam, kendi döneminin popüler bir yerel efsanesini resimler ve bu tabloda ressamın yeteneğini görebilirsiniz. El Greco, yerel bir efsaneye uluslararası ün kazandırmayı başarmıştır.

Tablo, sanatçının güçlü Katolik Reform-Karşıtı sanatının tipik bir örneğidir.

Bartolome Esteban Murillo

Fotoğraf: pinterest.com ve pinterest.es

Bartolome Esteban, sanatın karanlık çağında İspanyol ressamlar arasından sıyrılmış bir isimdir. Sanatçı; resme çok daha tatlı bir üslup getirmiştir. Murillo ve El Greco çağdaşlarıdır.

Tıpkı El Greco gibi Bartolome Esteban da dini tabloları ile ün kazanmıştır. Bu tablolar, İspanyol ressamların işleri arasında en takdir edilen sanat eserlerinden olmuştur. Bartolome, aynı zamanda, 17. yüzyıl yaşamını tasvir eden realist üslupta tablolara da imza atmıştır.

Bu ressam, olağandışı olanı; sade, incelikli ve uyumlu bir şekilde temsil etmekte müthiş bir yeteneğe sahiptir. Örneğin; İsa’yı, Kutsal Bakire’yi ve diğer İncil varlıklarını çocuklar ve ergenler olarak tasvir etmiştir. Bu, onlara daha tatlı ve insani bir his kazandırmıştır.

Başyapıt: Aziz Andrew’un Şehitliği

Birçok ressam Aziz Andrew’u esin kaynağı olarak kullanmıştır. Yeni Ahit’e göre İsa’nın havarilerinden biri olan Aziz Andrew, Aziz Peter’in de kardeşidir.

Bartolome, Aziz Andrew’u Barok üslupta çizmiş ve onun daha insani görünmesini sağlamıştır. Ressam; Havari’yi, X şeklinde bir objeye bağlı şekilde, tablonun merkezine yerleştirmiştir.

Juan Gris

Fotoğraf: pinterest.ca ve pinterest.ie

Kübizm, İspanya’da doğmuştur. Ülkeden birkaç Kübist ressam çıkmasına şaşmamak gerekir. Juan Gris, Kübist sanat akımının en meşhur figürlerinden biridir.

Juan Gris’yi ünlü İspanyol ressamlar listesine katmamızın sebebi, büyük ölçüde ressamın başyapıtı. Picasso’nun aksine Gris, resimleri ve heykellerinde uyumlu parlak renkler kullanmıştır. Her zaman cüretkar ve yepyeni kombinasyonlar denemiştir. Yaşamının sonraki dönemlerinde, düz yüzey hareketini ve üst üste kesişen büyük geometrik planları vurgulayarak, yüzünü Sentetik Kübizm’e dönmüştür. Gris, Picasso’dan sonraki en ünlü İspanyol Kübist’tir.

Başyapıt: Pablo Picasso’nun Portresi

Gris; Picasso’yu yüceltmiş ve onu, başyapıtı için bir esin kaynağı olarak kullanmıştır. Pablo’yu, elinde paletiyle bir ressam olarak betimlemiştir. Tablonun üzerindeki “Pablo Picasso’ya ithaf” yazısı da Gris’nin İspanyol ressama olan saygısını gösterir.

Juan 1906’da Paris’e seyahat etmiş ve orada Pablo Picasso ve Georges Braque ile tanışmıştır. Üçü de Kübizm’in gelişmesine katkı sağlamışlardır.

Joaquin Sorolla

Fotoğraf: pinterest.com ve pinterest.co.uk

Valencia kıyısında 1863’te doğan ressam, su ve plaj sahnelerini betimlemesiyle ün kazanmıştır. Joaquin, İspanyol empresyonizm ressamları kategorisine dahildir. Ressam, ayrıca peyzaj ve portre türünde de birkaç resme imza atmıştır.

Sorolla, 15 yaşındayken resim öğrenmeye başlamıştır. 18 yaşındayken, daha iyi fırsatlar arayışında olan ressam, Madrid’e taşınmıştır. Ressam, ayrıca yaşamın etkilerini nasıl betimleyeceğini öğrendiği Roma’da da bir süre çalışmıştır.

Başyapıt: Plajda Yürüyüş

Deniz kıyısı, Sorolla’nın başlıca esin kaynağı olmuştur. Bu tablo, ressamın son dönem işlerini taçlandırır. Plajda Yürüyüş tablosunda, ressamın eşi Clothilde ve en büyük kızı Maria resmedilmiştir. Bu tablodaki ışık kullanımı müthiştir.

Kaynak: https://curatedmag.com/famous-spanish-artists-and-masterpieces/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir