Mürettebatı ile Kaybolan Gemi: Philadelphia deneyi

Bugün hep birlikte elektromanyetik jeneratörleri çalıştırarak koca bir gemiyi mürettebatı ile birlikte yok etmeyi deneyeceğiz çünkü konumuz Philadelphia deneyi diğer bir adıyla Gökkuşağı.

Detaylara inmeden anlatmak gerekirse Amerikan Hükümeti II. Dünya Savaşını öngörmüştü ve savaş esnasında gemilerinin düşman radarlarına yakalanmasını istemiyordu. 1943 yılında Philadelphia Askerî Tersanesi’nde, UUS Eldrige adlı gemi içinde Tesla’nın ısrarla belirttiğinin aksine mürettebatı da varken bir deney yapıldı. Deneyin amacı gemiyi hem göze hem de radara görünmez duruma getirecek bir kuvvet alanı yaratmaktı.

Şalterler kaldırıldı ve dumandan dolayı gemi gözden kayboldu. Ondan sonra olanlar daha da ilginçtir. 15 dakika sonra şalterlerin indirilmesi emredildi. Yeşil duman yeniden belirdi ve duman çekilirken Eldridge yavaş yavaş yeniden materyalize oldu. Ancak bir şeylerin ters gittiği hemen anlaşılmıştı. Gemiye iletilen telsiz mesajlarına yanıt gelmiyordu. Deney hem kıyıdan hem de ticari bir gemi olan Andrew Furuseth’in mürettebatı tarafından, belki de binlerce denizci tarafından seyredildi. Şu ana kadar deney hakkında gün yüzüne çıkan şeylerin büyük çoğunluğu Andrew Furuseth’in mürettebatında bulunan Carlos Allende tarafından anlatılmıştır. Geminin içinde Tesla’nın istememesine rağmen mürettebat olmasının sonuçları ise bazılarının geminin metalinin içinde tekrar vücut bulması, bazılarının bir daha hiç görülmemesi ve bazılarının da esrarengiz görünüp kaybolmalar nedeniyle yıllarca eziyet çekmesi veya çıldırması. Deney, Amerikan Hükümeti tarafından reddedildi ve hiçbir zaman böyle bir deney yapılmadığını savunuldu.

(etrafından yeşil duman çıktığına ve ortadan kaybolduğuna inanılan gemi: UUS Eldrige, temsili görsel)

Peki yukarıda yazanlar aslında hiç olmadı desem bana inanır mısınız? Sanılanın aksine bu olay çok daha farklı bir gerçeğe sahip.

Bu esrarengiz deney ve deneyin korkunç sonuçları, bir gün UFO’lar hakkındaki bir kitabın yazarı Morris Jessup’un ABD Donanması Deniz Araştırmaları Ofisi’ne (ONR: Office of Naval Research) çağrılıncaya kadar tamı tamına on iki yıl gizli tutuldu. ONR postadan Jessup’un UFO kitabının bir kopyasını almıştı ve içinde el yazısı ile yazılmış notlar vardı. Jessup gördüğü el yazısını hemen tanıdı. Bu yazı kendisine Carlos Allende diyen ve yakındaki SS Andrew Furuseth adındaki geminin mürettebatında olup deneyi gördüğünü iddia eden bir adama aittir. Jessup, Allende’yi çatlak olarak gördüğünden bu mektupları umursamamıştır. Allende’nin iddiaları arasında Albert Einstein’ın ona görünmezlik ve ışıktan hızlı seyahat gibi konularda birkaç hafta şahsen danışmanlık yaptığına dair şeyler de vardır. O kitabın birçok kopyası çıkartıldı ve o yazılar sayesinde Philadelphia Deneyi popüler kültürde yerini aldı.

Paranormal araştırmacısı Robert Goerman, Allende’nin ONR’ye gönderdiği postanın dönüş adresi olarak Pennsylvania’daki New Kensington’ın verildiğini fark etmiştir. Philadelphia Deneyi’nin tarihçesini toparlamak için uğraşan Goerman, 1979’da, gerçek adı Carl Allen olan Carlos Allende’nin, yakın bir aile dostunun oğlu olduğunu öğrendiğinde çok şaşırmıştır.

Muhtemelen bu olayın da etkisiyle olay ile yakından araştırmalar yapmaya devam etmiş ve zaman içerisinde yapbozun parçalarını birleştirmiştir. Dergilerde makale olarak veya History’s Mysteries, Unsolved Mysteries ve The Unexplained gibi televizyon programlarında yayınladı oluşturduğu hikayeyi. Goerman, USS Eldridge ile ilgili; deney yapıldığında geminin Philadelphia yakınında bile olmadığı, geminin belirtilen dönemde aslında normal görevlerini yapmakta olduğuna dair ayrıntılı ve kuvvetli kayıtlarının olduğu ve bütün gemi mürettebatının deneyle ilgili hiçbir şey bilmediği gibi küçük şeyleri de bir araya getirdi. Eldridge, deneyden iki ay önce denize indirilmişti, Albert Einstein’a ve tarihin en şaşırtıcı deneyine ev sahipliği yapıyor olsaydı birileri mutlaka bunu biliyor olurdu. Carl Allen’ın Philadelphia Deneyi’ne delil olarak sunduğu istisnasız her bir gerçeğin tam anlamıyla bir uydurma olduğu da basit bir şekilde kanıtlanmıştı.

O zaman neydi asıl problem?

Hükümet komplo teorilerini tartışırken karşılaşılan sorun, insanların gerçeklere dayanan kanıtları reddetmeleridir çünkü bunu komplonun bir parçası olarak görmektedirler. Bu durumu Brian Dunning kendi yazısında ” Bu, biraz Yaratılışçılık ile ilgili tartışmalara benziyor: İnananlar basitçe “Tanrı yarattı.” diyor, burada kanıt veya gerçek söz konusu değil, bu bir inanç meselesi…Özetle, toplanacak hiçbir kanıt komplo teorisyeni tarafından kabul edilmeyecektir. Komplo teorisyenine göre, aleyhine kanıt aslında lehine kanıttır.” şeklinde açıklamıştır.

Bütün bunlara rağmen Philadelphia Deneyi hakkında cevaplanamamış sorular da vardır. Örneğin; Eldringe ve 1943 yılında bir keresinde onun yanına demirlenmiş olan USS Enstgrom’un iki ya da üç emekli subayı, Allende’nin bir barda gözden kaybolduğunu veya kendilerini boyutlar arası ışınlanmış bulduklarını iddia etmişlerdir. Bu iddiaların Philadelphia Deneyinden çok sonra ortaya atılması ve bu insanların aslında emekli subay olmamaları da söylenenlerin gerçek dışı olduğunu kanıtlar nitelikte.

Her ne kadar bu deneyin gerçekleşmemiş olduğuna inanıyor olsam da Philadelphia Deneyi’nin bir zamanlar gerçekleşmiş olma düşüncesi olayı güzel kılıyor. Carl Allen’a bu düşünceyi beynimize yerleştirdiği için teşekkürler sunmak gerek.


Çeviren: belikedilara

Kaynakça:
https://skeptoid.com/episodes/4016
http://www.elektrikport.com/haber-roportaj/tesla-molekul-transferini-gerceklestidi-mi-philadelphia-deneyi/3920#ad-image-0
http://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/philadelphia-deneyi-144

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir