Bilge Karasu’dan Masalsı Bir Oyun

Bazı yazarlar anımsanmak ihtiyacından ötürü yazıyorlar gibi gelir hep. Sanıyorum ki bir yazarı anımsamanın en önemli etkenlerinden biri o yazarı okurken çok iyi anlamaktır. Anlaşılabilen yazarları unutmak pek mümkün değil. Yazarı ve onu etkileyen akımı bilmek ve tanımak da eseri anlamamıza yardımcı olur. Karasu, işte bu önce anlaşılması gereken kalemlerden bir tanesi. Özellikle de postmodernizm akımını ustalıkla kullandığını eserlerine daha geniş açıdan baktığımızda anlıyoruz. Üzerine konuşmak istediğim Geceden Geceye Arabayı Kaçıran Adam öyküsü bana hep ilgi çekici gelmiştir. Öykü, Bilge Karasu’nun Göçmüş Kediler Bahçesi isimli kitabında yer alıyor. Eser içerisinde kurulan oyun anlatılan masalın hem gerçek hayattan bağını koparmıyor hem de metnin akıcı ve ilgi çekici olmasını sağlıyor.

Öyküde denize özlem duyan bir kimsenin denize varmaya çalışma yolculuğunu okuyoruz. Denize varma tutkusu uğruna tekrar eden olaylar dizisi var oluyor karşımızda. Karasu, bu kişi için metin içerisinde âdeta bir kaçma kovalama oyunu kuruyor. Adam bir noktadan sonra denize gitme tutkusunun peşinden koşmayı bırakıp bu oyuna ortak oluyor. Biraz detaylı bakalım istiyorum bu metne. Hem akımın etkilerini görmek hem de metni daha iyi kavramak açısından.


Postmodernizm akımı için zaman ve mekân kullanımı önemlidir. Ayrıca alışık olduğumuz birçok kural değiştirilerek bir nevi yerle yeksan edilerek yeniden kurgulanır. Teknolojinin hızlı ilerleyişinin bir getirisi olarak mekân ve zaman algısı gerçekliğini yitirmiştir. Sanal, rastlantısal, göreceli yani bölük pörçük bir duruma gelir. Postmodern eserlerde yer alan özneler çoğu kez zihinsel olarak bir bölünme yaşarlar. İncelediğim metin için de bu böyle. Metinde yer alan karakter aynı anda birden fazla yerdedir. Birden fazla mekânda oluşunun da farkındadır. Yani bir yanılgı söz konusu değildir. Aksine her şeyin farkında ve bilincinde bir karakter vardır ortada. Metinde geçen “…Aynalarda çoğalır gibi çoğalıyorum…” (Karasu, 2020, s. 39) söylemi önemlidir. Karakter bölünmüşlüğün de farkındadır ve bunların bir yansıma olduğu yani aslında zihninin bir parçası olduğunu ifade etmek ister.
Göçmüş Kediler Bahçesi bir masal kitabı gibi sunulur. Ancak hikâyelerden oluşur tabii ki. İncelediğim metinde yer alan Sazandere isimli mekân önemlidir. Çünkü “Sazandere diye adlandırılan bir mekan var mı?” sorusunun cevabını bilmiyoruz. Gerçekte olabilir de olmayabilir de. Metinde bu mekân ile ilgili olarak şöyle bir kısım bulunuyor:

…Adam, yıllardır, Sazandere’ ye gideceğim, gidiyorum diye tutturmuş yaşardı. Biri mi gitmiş de övmüştü orayı, haritanın birinde mi görüp merak etmişti, yoksa bir resim mi ilişmişti gözüne bir yerlerde, bilemiyordu…” (Karasu, 2020, s. 33)

Görüldüğü gibi mekân için net bir açıklama asla yapılmıyor. Bir netlik söz konusu değil. Metnin kahramanı bu yerden nasıl haberdar oldu bilmiyoruz. Bunun bilgisi bize verilmiyor. Üstelik Sazandere’ye ulaştığında umduğu hiçbir şeyi de bulamıyor. Deniz umuyor ama âdeta bir çöle ulaşıyor. Deniz imgesi metin için önemli. Çünkü metinde yer alan bu imge aslında yaşamı yani yeniden doğuşu da simgeliyor. Karakter belli ki hayatından sıkılmış ve bir kaçış aramış. Bu kaçışı engelleyen şey otobüsü sürekli olarak kaçırması. Yeniden doğma isteği yeni bir hayat, yeni bir başlangıç istemesinden kaynaklı. Postmodernizm akımı kimlik bunalımı ve kaçış gibi kavramlar açısından önemlidir.

Tekrarladığım gibi metinde parçalanmış bir mekân algısı bulunur. Anlatılan mekân karakterin zihni gibi karmaşıktır. Birden fazla mekân bulunur. Bu durum kafamızda net bir olay akışı ve net bir mekân algısı yaratılmasını engeller. Mekân algısına paralel olarak metinde açık ve net bir zaman algısı da bulunmaz. Bu sebepten ötürü yazar açık seçik bir vakit belirtmiyor. Bu da akımın bir sonucudur tabii ki. Metin içerisinde zaman, ertesi gün gibi açıklamalarla oluşturulur. Ancak postmodernizm akımını en açık gösteren zaman tanımı sanıyorum ki şudur:

…pazar günü dışında bir gün, Pazar öncesi ile sonrası, dışında malın yığıldığı önceki günle, pisliğin, süprüntünün kaldırıldığı sonraki günün dışında bir gün, haftanın ortasında bir gün, ıssız, tablasız, sergisiz, direksiz dayaksız…” (Karasu, 2020, s. 36)

Görüldüğü üzere yazarın hangi günden bahsettiğini anlamak pek mümkün değil. Zaten metinde yer alan özne de metin içerisinde hem birden fazla yerdedir hem de birden fazla zamanı yaşar. Belirsizlik kavramının bu denli önemli olmasının sebebi 20. yüzyılın ortasında ortaya çıkan belirsizlik kuramıdır. Bu kuram “nedensellik” ilkesini ortadan kaldırıp yerle bir eder. Bu yüzyılın önde gelen edebiyat, sanat ve bilim insanları da bu kuramı desteklerler. Nihayetinde postmodernizm akımı için de bu kuram önemli bir hâl almaya başlamış ve akımın bir parçası haline gelmiş. Belirsizlik kavramının bu denli önem kazanmasının nedeni anlam kaymasına temel oluşturmasıdır. Çünkü bu devrin sanat, edebiyat ve bilim insanları ortaya koydukları fikir ve eserlerde anlam kaymasını temel almışlardır. Hikâyede yer alan karakterlerin bölünmesi, zamanın ve mekânın belirsizliği hep bu ilkenin bir sonucudur. Karakter üç farklı zamanda yaşadığını fark eder:

1) Garaja giden kişi
2) Pazar yerinde yürüyen kişi
3) Pazar yerinde yürüyen halini filme çeken kişi

…Postmodern eserlerde, sağa sola savrulan, anarşik mekânlar muteberdir. Zihinleri bölünmüş öznelerin nefes aldıkları mekânlar da benzer yapıdadır. Tıpkı Postmodern öznelerin zihinleri gibi mekânlar, dağılmış, parçalanmış ve sağa sola savrulmuştur. Bu yüzden onların denetlenmesi çok güçtür. Bu denetlenmeme durumundan dolayı da mekânlarla kavga eden, onlarla didişen yazarlar ve eser karakterlerine şahit oluruz...” (Akman, 2017, s. 51)

Karasu da eserinde bunu yapar. Bölünmüş zaman ve mekan algısıyla kavga eder. Yazar metin içerisinde müdahale edebileceği her noktaya müdahale etmiştir. Değiştirebileceği her formu da değiştirmiştir.

Metin içerisinde geçen “uyuşuyordu” kelimesi üzerine konuşmak gerekir diye düşünüyorum. Çünkü karakter bir düş dünyasında zihninin içerisinde. Ama karakteri bir düşten uyandırmıyor Karasu, aksine gerçek olup olmadığını net olarak açıklamadığı bir âlemde uyuşturuyor. Yani yorgunluk ve kimlik bunalımı konusuna atıf yapılmış yine. Bireyin yalnızlaşması ve mutsuzluğu üzerine konuşmak için kelimeler özenle seçilmiş. Sonuç olarak akımın ortaya çıktığı vakitler insanların her konuda tatminsizlik yaşadığı vakitler. Genel olarak bu akım etkisiyle kaleme alınan eserlerin hemen hepsinde bu yalnızlık ve buhran kavramları üzerine durulmuş hatta daha iddialı konuşmak gerekirse bu yalnızlık ve buhran kavramı temel alınarak eserler kalem alınmıştır.

Postmodern yazarlar gelenekleşen ve alışılmış tüm kuralların karşısındadır. Bu durum Bilge Karsu’nun eserinde de kendisini gösterir. Örneğin kitaba ismini veren Göçmüş Kediler Bahçesi öyküsü tüm kitaba yayılmış vaziyettedir. Yani akım eserlerin biçimini, formunu da etkilemiştir. Geceden Geceye Arabayı Kaçıran Adam öyküsü için de bu form değişiminden söz etmek mümkündür. Metin bildiğimiz bir düzende ilerlemez. Metin akışı içerisinde form da bozulmuştur. Okuduğumuz metin sürekli kesintiye uğramakta. Metin akışı içerisinde birden fazla kez kesintiye uğrar. Bıçakla kesilir gibi kesilir konu ve hemen değişir. Mekân da zaman da bu şekilde değişim gösterir. Bu durum eserdeki özne için de geçerlidir. Örneğin metinde karakterin otobüs garında olduğunu okuyoruz hemen ardından birden konuşması kesiliyor ve Pazar yerinde oluyor. Sazandere hakkında konuşurken konu birden çok alakasız bir şekilde deniz sevgisine bağlanıyor.
Akımın en belirgin özelliklerinden biri de gerçek-hayal kavramlarının hem iç içe hem de çatışıyor durumda olmasıdır. Metin akışı içerisinde de birçok kez olağanüstü durumlarla karşılaşıyoruz. Örneğin karakterin sürekli olarak otobüsü kaçırıyor oluşu olağanüstü bir durumdur. Çünkü Karasu bir oyun kurmuştur. Bu sebepten metin amacının dışına çıkmıştır. Yani daha doğrusu metnin amacı metin akışı içerisinde değişim içerisindedir. Kitapta oyun olduğu yani oyuna dönüştüğü de açıklanıyor aslında:

…Gösterdiği yere yaklaşırken, üç otobüsten birinin, gürültünün doyurduğu kulaklarının sağırlığı içinde, sessiz bir filmdeymiş gibi, çıt çıkarmadan süzülüp gittiğini gördü. Koşmak istedi. Garajı dolduran adamların hepsi, geldi önünde durdu sanki…” (Karasu, 2020, s. 37)

Diğer bir durum Sazandere isimli mekân. Burası masalsı bir yer olarak tasvir ediliyor. Ancak oradaki insanlar da mekân gibi masalsı ve gerçek olmayabilir. Çünkü oraya vardığı vakit oradaki insanlar onu tanıyor ve beklediklerini söylüyorlar. Ancak karakter oraya ilk defa gidiyor. Oradaki insanları tanıması veya o insanların onu tanıyor olması gerçek dışı bir durum. Bu sebeple bu duruma da akımın bir yansımasıdır yorumunu yapabiliriz.

Karakterin metin içerisinde birden fazla kişiye bölünüyor olması gerçek dışıdır. Bu bölünmenin metin içerisindeki durumunu anlattım. Bu sebepten yeniden bu durum üzerinde durmayacağım. Ancak gerçek dışı ögelere değinirken belirtmek istedim. Yani bu yere kadar konuştuklarım için bir özet geçmek daha doğrusu bir sonuca varmak gerekirse hem gerçek hem de hayal ürünü ögeler metin içerisinde yer alır. İç içe bir kurgu söz konusudur.
Eserin bitiminde aslında karşılaştığı adamın ölüm olduğuna dair bir fikri otaya koymuş Gülçin Okay hoca. Böyle düşünmek de mümkün tabii ki. Akım gerçek-hayal çatışması veya hayal-gerçeklik birlikteliği üzerinde duruyor diye açıklama yaptım ancak bu demek değildir ki eserler gerçek hayattaki duygu ve düşüncelerden tamamen kopuktur. Aksine bu hayal durumunun bölünmüşlüğünün eserlerde böylesine yer edinmesi gerçek hayatın bir getirisidir. Yani tüm metin boyunca hayat içerisindeki koşturmamızdan sebep isteklerimizi ne denli geri plana attığımızı okuyoruz demek hiç de yanlış olmaz.

Kaynakça:
-Akman, İ. (2017). Postmodern Mekan ve Zaman Ekseninde Bilge Karasu’nun Eserleirnin Analizi. International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 47-62.
-Karasu, B. (2020). Göçmüş Kediler Bahçesi. İstanbul: Metis Yayınları.
-OKTAY, G. (2011). Modern Türk Hikayeciliğinde Postmodern Açılımlar. Yüksek Lisans Tezi. Edirne: Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Öne çıkan görsel kaynak: https://kitapeki.com/bitimsiz-masallar-toplami-gocmus-kediler-bahcesi/

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi-TDE

Bir Yorum Yazın