Dali’den Picasso’ya Kadar En Ünlü İsimlerin Don Kişot Çizimleri

Dostoyevski’nin; “İnsan düşüncesinin son ve en yüce sözcüğü” olarak tanımladığı, iki bölümden oluşan Miguel de Cervantes’in hapishanede kaldığı dönemde kaleme aldığı Don Kişot adlı eser, 1605 ve 1615’te yayımlanmıştır. Cervantes, Don Kişot karakteri ile kahraman, tutkulu, doğal ve göz alıcı portresini oluşturdu. Haydi, roman karakterimizle birlikte, en ünlü ve ilginç sanatçılarla bir gezintiye çıkalım. İşte Don Kişot çizimleri!

Miguel de Cervantes tarafından kaleme alınan La Mancha’nın Asilzadesi Don Kişot adlı romanın ilk kez yayınlanmasının üzerinden 400 yıldan fazla zaman geçmiştir. La Mancha’nın Asilzadesi Don Kişot‘un ikinci bölümü 1615’te Madrid’de ilk bölümünün basıldığı aynı matbaada basılmıştır. Ve ne yazık ki ünlü İspanyol yazarın kemikleri Madrid’in Las Trinitarias Descalzas de San Ildefonso Manastırı’nda 2015 yılında bulunabilmiştir.

Madrid’deki İspanya Milli Kütüphanesi girişinde Miguel de Cervantes’in Mermer Heykeli (1892).

Ölümsüz romanın yazarı Miguel de Cervantes (1537-1616), bizzat kendi hayat hikâyesiyle büyüleyici bir romanın kahramanı olabilirdi. Fakir bir aileye doğmuştu. Donanmada görev yaptığı sıralar İspanya ile Osmanlı Devleti arasındaki deniz savaşına katılıp yaralanmıştır, sol elini kalıcı hasar alarak sonsuza dek kaybetmiştir. Cervantes, aynı zamanda Napoli’deki mahkemede birkaç yıl görev yapmıştır. Cervantes Barselona’ya yaptığı bir gemi yolculuğu sırasında korsanlar tarafından saldırıya uğramış ve kaçırılmıştır. Ailesinin istenen fidyeyi ödeyememesinden dolayı Cezayir’de tam beş yıl esir hayatı yaşamıştır. Dört kez kaçmaya çalışmış fakat her defasında komploculardan biri kaçış planına ket vurmuştur. Korsanlar tarafından öldürülmemiş oluşu tamamen bir mucizedir!

İspanya’ya geri döndüğünde, Cervantes fidyeyi ödeyebilmek için çok çalışmak zorunda kaldı. İspanya’nın “Yenilmez Armada”sı için malzeme satın almaya başladı ama başarılı olamadı: Cervantes, kamu parasını zimmete geçirmekle suçlandı ve hapse gönderildi. La Mancha’nın Dahiyane Asilzadesi Sir Kişot‘u yazma fikrini aklına geldiğinde hapishanedeydi. Roman, yayından hemen sonra çok popüler oldu, ancak yazarına fazla para getirmedi. Ve görünüşe göre, ölümünden sonra bile talihsizlik Cervantes’in peşini bırakmadı – defnedildiği yer 400 yıl boyunca saklı kaldı!

Eski asker aşk diline hâkimdi!

Gezintimize beklenmedik bir sanatsal yorumla başlayalım: ihtişam ve şövalyelik, hayal edelim bakalım! Rokoko döneminde, Fransız ressam ve dekoratör Charles-Antoine Coypel bu konuda muhteşem bir saray döngüsü yaratmıştır.

Handa Don Kişot Charles-Antoine Coype, 1751. Don Kişot çizimleri

Charles-Antoine Coypel, d’Orleans Dükü’nün baş ressamıydı, XV. Louis’in metresi Madame de Pompadour, Versailles Sarayı’nın tasarımı ve dekorasyonu için onu görevlendirmişti, Kraliyet Akademisi’nin yöneticisiydi ve hatta Louvre’da kendi özel daireleri bile vardı.

Coypel, “Manufacture Royal des Goblins” tarafından üretilen duvar kilimleri üzerine işlenmesi için Don Kişot‘un hikâyesinden sahneleri tasvir eden 28 farklı karikatür çizerek büyük bir başarıya imza atmıştır. Kilimlerin dokunması ilginç bir şekilde 1714’ten 1794’e kadar sürmüştür! Büyükannenin güzel iç mekân tasarımlarından iyi bildiğimiz klasik geyik bile bu kadar sürmemiştir!

O zamanlar lüks duvar halıları veya kilimleri günümüzde değer gördüğünden çok daha değerliydi. Örnek vermek gerekirse, diplomatik armağan olarak kullanılır ve hatta bazen barış veya savaş gibi tarihe yön veren olayları belirlemede büyük rol oynardı.

Gustave Doré’nin “Kişotizm“i

Yaşamı boyunca, dünya klasiklerinin büyük ressamı olan ve 80.000 üzerinde -inanılmaz bir sayı- çizim yapan Gustave Doré, Cervantes’in romanı ve bu romanın öncülüğünün en titiz “anlatıcısı” olmuştur. Doré, Don Kişot’u resmetmeye karar verdiğinde, Louis Viardot, Fransız edebiyatında klasik hale gelen romanın yeni bir çevirisini henüz tamamlamıştı (Viardot adı, karısının Turgenev ile olan ilişkisi nedeniyle daha iyi bilinmekteydi – bu arada, Louis ünlü bir yazar, sanat tarihçisi, çevirmen ve eleştirmendi).

Doré, 1855’te, yerel lezzeti aktarmak ve kahramanlık hikâyeleriyle yücelttiği yerleri görmek amacıyla “bu görkemli şövalyenin memleketine” İspanya’ya gitmiştir. Doré, roman için kullanılmak üzere tüm iniş çıkışlarıyla bu asilzadeyi anlayabilmemize yardımcı olabilecek 370 illüstrasyonu ustaca resmetmiştir.

İlk çizim, ön parça, çılgın Don Kişot’u vizyonları arasında tasvir ediyor ve en karmaşık kompozisyonu temsil ediyor: savaşlar, aşk maceraları, düelloya meydan okumalar, fantastik icatlar ve saçmalıklar…

Ne sürpriz ama: Doré’nin monokrom grafiklerine alıştığımız için renkli çalışmalarına gerçekten şaşırıyoruz. Resimler ne kadar da parlak!

Basile ve Cytheria’nın Don Kişot ve Sancho Panza’yı karşılaması, Paul Gustave Dore, 1860, 73 × 92 cm

Doré’nin çağdaşı sanatçı Émile Bayard şöyle yazmıştır:

“Konu, sahnenin yorumu ve kompozisyon, sanatçının hayal gücünde tamamen bitmiş vaziyette oluşuyor, onun için geriye sadece bu ‘yaratıcı vizyonu’ kâğıda dökmek kalıyor. Doré, kâğıt üzerine pervasızca insan figürleri koyuyor köşede bir yerlere yerleştiriyor, sonra daha uzaklara, – bir mızrak, bir kol, bir bacak, bir tapınak sütunu, bir at, bir tekerlek, bir grup binici, manzara silueti daha sonra hepsini tek bir mükemmel kompozisyonda birleştiriyor.”

İnsanı en çok şaşırtan şey, Doré çizimlerinde hiçbir zaman değişiklik yapmamıştır. Biçimsel lütuf, sanatının ayırt edici özelliği olmuştur.

Doré sadece gerçeklikten kopuk idealist bir tip yaratarak şövalyelikle alay etmekle kalmaz: tıpkı romanın ana karakteri gibi (!) çizimlerini esprili ve yaratıcı bir biçimde oluşturur.

Cervantes’in romanı Don Kişot için örnek
Paul Gustave Dore
Grafikler, 1863

Acımasız bir dünya ve tanınmayan “orijinal” in trajedisi

1850’lerden itibaren Doré’nin bir diğer çağdaşı Honoré Daumier de Don Kişot imajını kullanmıştır ancak cesur şövalyenin keşif gezileri ve maceraları odak noktasında pek olmamıştır. Sanatçı, tüm şüphelerinin, acılarının ve hayal kırıklıklarının kapsamlı bir analiziyle iç dünyasını keşfetmeyi yeğlemiştir.

Şövalyeli bir romantizmi okuyan Don Kişot herhangi bir ilham bulamaz ya da dürtü hissetmez, kahramanın aramaya arzusu yoktur, harcanıp bitmiş hayatını hisseder. Sanatçı yolunu, hatta belki de dünyayı değiştirme ve kötülükle savaşma konusundaki boşuna çabalarını yansıtıyor tıpkı Daumier’in karikatürlerinde yansıttığı gibi. Hayatı boyunca Le Charivari dergisinde karikatürist olarak çalışıp Fransız toplumunun tüm sınıflarını resmetmiştir ve ömrünün son günlerinde gazeteden kovulmuştur. Daumier beş parasız ölmüştür. Eserlerinin başlangıcı ve gelişimi, politikacılarla ve burjuvalarla alay ettiği gerçekçi resimler ve karikatürlerle temsil edilir ve Daumier ömrünün sonlarında hayatına felsefi bir yön vermiştir. Sanatçı, kahramanını yani Don Kişot’u bir sembol olarak seçmiştir- yalnız bir idealist, yenilmeze karşı sadık bir savaşçıdır. Serinin sonunda, Don Kişot sadık arkadaşı Sancho Panza bile yanında olmaksızın yapayalnız kalmıştır. Ancak mızrağı hiç inmemiş, şövalye yolculuğuna hep devam etmiştir.

Serov ata odaklanırsa…

Valentin Serov’un çiziminde, Cervantes’in karakterleri itici ve kişiliksiz görünürken, Don Kişot’un atı Rocinante göze çarpıyor. Dahası, Serov, şövalyenin yoldaşının görünüşünün gerçek tanımından uzaklaşmıştır.

Don Kişot atına isim vermede epey zorlanmış ve planına göre bu isim kendi geçmişini ve bugününü tanımlamalı ve sahibinin yeni durumuna uygun olmalıymış. Tüm bunlardan yola çıkarak atına Rocinante ismini vermiş, “rosin”, “ihtiyar, işe yaramaz at” ve “ante”, “önce” anlamına gelmektedir. Adı, her şeyden önce, sahibinin istediği gibi, durumundaki değişimin önemini açıklayan, çok çalımlı ve çok kıymetlidir: daha önce olağan bir at olan hayvan, “atların ilki en iyisi” olur. Peki, Serov’un çiziminde gerçekten bir gariplik mi var?

Don Kişot, Chaliapin ve Benois.

Don Kişot, eksantrik ve inanılmaz derecede yetenekli Feodor Chaliapin’in suretiyle bir imaj haline geldi. 1909’da, Monte-Carlo Kraliyet Tiyatrosunun yöneticisi Raul Gunsburg, Chaliapin’in oyununda Don Kişot’u canlandırmasını önerdi.

Şarkıcı, Paris’teki 1909 Rus bale sezonunda operayı dinlemiş ve Gorky’ye şöyle yazmıştır:

“İki gece boyunca opera müziğini ve librettoyu dinledim ve her seferinde deliler gibi ağladım. O, hüzünlü simasıyla Şövalye Don Kişot’du. Tabii ya! O hüzünlü simasıyla o kadar dürüst, o kadar kutsaldı ki, tüm o p*çler için gülünç ve komik görünüyordu, zırhındaki pasa bile tahammülüm yok… Ah, La Mancha’lı Don Kişot, ne kadar tatlı ne kadar değerli, onu çok seviyorum.”

Chaliapin operaya hazırlanmak için uzun bir süre harcadı: romanı birkaç kez yeniden okudu, istenen görüntüyü bulmak için birçok resme baktı, oyuncu bir kalem bile aldı ve dokunaklı kahramanını şahsen kendi çizdi. Tüm tanıdıklarından tavsiye istedi ve izlenimler topladı. Dönemin bir uzmanı olan Alexandre Benois’dan kostümünü ve görünüşünü çizmesini istedi.

F. Chaliapin, Don Kişot operasında Don Kişot olarak. Monte Carlo kumarhanesindeki tiyatro. 1910
Don Kişot’un makyajının K. Korovin imzalı bir taslağı. F. Chaliapin’in bir çizimi. 1910

“Halkın Don Kişot’u ilk kez gördüğümde güven ve şefkatle gülümsemesini nasıl sağlarım, “bu sen misin eski dost?” dedirtecek ne yapmalıyım? İlk bakıştaki görünüşü hem hayal gücünü hem de çaresizliği barındırmalı, bir savaşçının tavırlarını, çocuk masumluğunu, Kastilya şövalyesinin gururunu ve bir azizin nezaketini yansıtması gerektiği aşikârdır. Komik ve dokunaklının çarpıcı bir ahengine ihtiyacımız var. ” demiştir F. Chaliapin

1910’da Chaliapin, Monako’daki Monte Carlo Casino’daki kraliyet tiyatrosunun sahnesinde Don Kişot’u canlandırdı. Opera adeta bir zaferdi! Bir yıl sonra Chaliapin yeni bir rol için davet edildiğinde olağanüstü bir olay gerçekleşti. Emprezaryo ve şarkıcı arasında bir oyun sahnelenecekti. Gunsburg, olağanüstü yönetici becerilerinin yanı sıra müzik besteler, şarkı söyler, dans eder ve operaları tiyatrolarda sahnelerdi. Bir prova esnasında kendini Mozart ile mukayese ederek eserlerinin ölümsüz olduğunu ilan etti. Chaliapin bu davranışı tam bir küstahlık olarak nitelendirdi. Bunun üzerine Gunsburg, Chaliapin’i düelloya davet etti, ancak işler oyuncunun istediği gibi gitmedi ve iki hafta sonra barıştılar.

Fyodor Chaliapin, Jules Massenet’in adını taşıyan Operada don Kişot rolünde, Alexander Yakovlev, 1916

Don Kişot ve Sancho Panza: Picasso’nun tablosu

Ve şimdi – romanın ana karakterlerinin en ünlü çizimin doğuş hikâyesi! 10 Ağustos 1955’te Pablo Picasso’nun arkadaşı ve biyografi yazarı Pierre Daix, bir iş teklifiyle sanatçının Cannes’daki villasına gitmiştir. Fransız Les Lettres Françaises dergisi, Don Kişot‘un ilk bölümünün 350. yıldönümünü kutlamak için Picasso’nun çizimini kullanmak istemiştir.

…Arkadaşları konuşurken Picasso ünlü Don Kişot ve Sancho Panza çizimini yaptı. Bir hafta sonra derginin kutlama sayısında yayınlandı ve daha sonra Picasso, Don Kişot’unun tirajını basmaya karar verdi ve çeşitli formatlardaki çizimleri 1961’e kadar başarıyla satıldı. Picasso okul yıllarından Cervantes’i çok sevdi ve İspanyol geleneğiyle bağlantılı olan her şey ilgisini çeker ve ona memleketini hatırlatırdı.

Dalí, cesur şövalye!

“Don Kişot” romanı için örnek, Salvador Dali, Grafik, 1946, 23 × 41 cm

Daha sonra Cervantes romanın çizimleri inanılmaz bir başkalaşım yaşamıştır, çünkü başka bir İspanyol dahi, Salvador Dalí olaya el atmıştır. Sanatçı, 1945’te babasının ona yazdığı bir nottan ilham alarak Don Kişot üzerine bir çizim kitabı oluşturmaya karar vermiştir, babasının notunda şu yazıyordur: “yeteneğine layık bir vazife.” Dalí, 1945-1946’da Amerika’da yaşarken çizim üzerine çalışıyordu, bu süre zarfında 38 çizim ve beş eskiz oluşturmuştur. Dalí’nin çizimleriyle cep boyutundaki romanın yeni bir baskısının yayınlanması planlanmıştı, ancak yayın evi iflas etti ve kitap hiç basılamadı.

“Don Kişot” romanı için örnek, Salvador Dali, Grafik, 1946, 23 × 41 cm

“Don Kişot” çizimleri, Salvador Dali, Grafik, 1946, 23 × 41 cm

Dalí bu çizimlere çok değer vermiştir ve onları en çok hayranlık duyduğu en sevdiği eserler arasında saklamıştır. Çizimler ilk defa 2004 yılında yayınlamıştır ve bugün çok az kişinin bu olaydan haberi vardır. Daha sonraları Dalí, bu roman için üç seri daha çizmiştir.

Dalí’nin Don Kişot’a ikinci defa yönelişi 1956’da, Parisli yayıncı Joseph Foret’in Cervantes’in romanının resimlendirilmesine karar verdiği ve Dalí’yi olağanüstü fikrine uygun tek sanatçı olarak gördüğü zaman olmuştu. Foret, Dalí’ye bazı litografik taşlar verip sanatçıyı teklifini kabul etmeye ikna etti. Dalí yeni işine tüm hayal gücüyle sarıldı ve… Yeni bir litografi tekniği bulmuştur – bulletizm!

Don Kişot. Altın Çağ (Don Kişot çizimleri), Salvador Dali, Baskı, 1957, 40,5 × 64 cm

Dalí, Seine kıyılarına gider ve hemen işe koyulur. Arkadaşından aldığı on beşinci yüzyıl arkebüsünü litografik boya ile doldurulmuş mermilerle doldurduktan sonra kadın çoğunluklu bir hayran kitlesi önünde, mavna güvertesinden litografik taşlara ateş etmeye başladı. Bu, Dalí’nin sanatsal yeteneğinin ve parlak hayal gücünün birleşimiyle, Don Kişot’un kahramanlıklarına dönüştüğü mürekkep lekeleriyle sonuçlandı.

Daha sonra Montmartre’de bir deney yaptı: Dalí gergedan boynuzlarını alıp içlerini ekmek kırıntılarıyla doldurdu ve sonra onları taşın üzerine fırlattı, ufalanan ekmek kırıntıları yel değirmeninin yelkenlerine dönüştüler. Böylece Dalí 13 taşbaskıyı “ateşlemiş” oldu.

Anatoly Zverev ve Don Kişot’u: Sıradışı Bir Diyalog

Rus sanatçı Anatoly Zverev’in Don Kişot’u tek kelimeyle özgündür. Bu usta, ikinci Rus avangardının efsanesi olarak adlandırılır ve Picasso, onu Sovyetler Birliği’ndeki en iyi ressam olarak nitelendirmiştir.

A. Zverev’den Dulcinea

Bu virtüöz sanatçını bir şaheser yaratması sadece 40 dakika sürerdi, hayatta kalabilmek için geçimini portreler çizerek sağlardı. “Otur bebeğim, seni ölümsüzleştireceğim” cümlesi Zverev’in her kadın portresi çizmeye başladığında kullandığı ünlü bir cümleydi. Sanatçı, gecelerini arkadaşı ve koleksiyoner George Costakis’in evinde sanatseverlerin eşliğinde resim yaparak geçirirdi. Anatoly, Leonardo da Vinci’yi üstadı olarak görüyordu ve Zverev’in çağdaşları sanatçıyı, resimlerinde duyguların yoğunluğunu içtenlikle yansıtan çılgın bir mizaç içeren olağanüstü bir kişi olarak nitelendirirlerdi.

Don Kişot ve Sancho Panza, Anatoly Zverev, Resim, 1970. Don Kişot çizimleri

1957’de Moskova’da uluslararası soyut sanat gençlik festivali düzenlenmişti. Festivalin organizatörleri bir sanat yarışması düzenlemişti ve tabii ki yarışmayı Zverev kazanmıştı. Bu arada bahsetmekte fayda var; sanatçı sanat okulundan kovulduğu için sadece iki yıl okuyabilmiştir, Sokolniki’de bir parkta ressam olarak çalışarak ve çitleri boyayarak geçimini sağlamıştır! Anatoly bu yarışmada altın madalyayı jüri başkanı ünlü Meksikalı sanatçı Siqueiros’un elinden almıştır.

Marcel Pajot’un Takıntısı: fakir bir şövalye ve kırmızılı bir kadın

Don Kişot’un kara güneşi, Marcel Pajot, Grafik, XXI yüzyıl, 58 × 58 cm. Don Kişot çizimleri

Fransız sanatçı Marcel Pajot’un hayalindeki Don Kişot, ebedi insan komedisinin delilikle yoğurulmuş halidir. Bu resimler, bazı karnaval performanslarının teatral sahnelerine benziyor – şövalye bazen yarı çıplak, bazen atına biniyor, bazen yarı çıplak baştan çıkarıcıların cinsel nesnesi haline geliyor, bazense yatağında bir yığın kitap arasında uzanıyor ve gözlerini kapatıyor,  macera tahayyülü, kadınlar ve kahramanlıklar… Komik, cesur ve yine de çok dokunaklı!

Don Kişot’un Kabusu, Marcel Pajot, Resim, XXI yüzyıl, 80 × 80 cm. Don Kişot çizimleri

Marcel Pajot, 1945’te bir Fransız köyünde doğmuştur. Bir süre Angers’deki bir sanat okulunda okuduktan sonra, okulu bırakmıştır- sanatçı, kız arkadaşından uzun süre ayrı kalmak istememiştir. Bu kızıl saçlı kızı neredeyse tüm resimlerinde görmekteyiz; adeta onun ilham perisi, Dulcinea’sı olmuştur. Pajot, ya karnaval sahneleri ya da Don Kişot çizimleri yapmaktadır. Şimdi ise modern Fransız romanlarına çizimler yapmaktadır.

Don Kişot. Resmin yaratılışı, Marcel Pajot, Resim, XXI yüzyıl, 100 × 100 cm. Don Kişot çizimleri

Marcel Pajot, Don Kişot’unu resmetmiştir. Tabloyu 2010 yılında sanatseverlere armağan etmiştir, bu tablo sanatçının onlarca yıldır üzerinde çalıştığı tüm temaları bir araya getirdiği bir dönüm noktası çalışmasıdır. Pajot kendi atölyesini tasvir ediyor, sehpa üzerinde tamamlanmamış çıplak bir kadın resmi ve onu dikkatle inceleyen Don Kişot: yaşlılık ve arzu burada gençlikle buluşuyor; ressam sehpasında sanatçının kendisini de görüyoruz. Otoportre!

Octavio Ocampo’nun illüzyonları: akıllara durgunluk veren cinsten!

Meksikalı çağdaş sanatçı ve dekoratör Octavio Ocampo, Cervantes’in bu romanını tek bir kareye sığdırmayı başarmıştır çünkü kendisi sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda bir metamorfoz ustasıdır. Don Kişot tablosunda, iki ciltlik romanın tamamı muazzam biçimde işlenmiştir: Sancho Panza, Dulcinea, kahramanın “görüntüleri” ve bunların yanı sıra cesur şövalyenin savaştığı yel değirmenleri ve canavarlar…

Farklı sanatçılar tarafından tasvir edilen Don Kişot, acıma, şaşkınlık, kahkaha ya da tebessüm hissi veriyor insana. Ama asıl önemli olan, samimi ve zarif biçimde, adalet ve hakikat için savaşmaya hazır bu pervasız asilzade, evrensel saygı ve samimi bir sevgiye layık görülmüştür.

“Ah, La Mancha’lı Don Kişot, ne kadar tatlı ne kadar değerli, onu çok seviyorum.” F. Chaliapin.

Kaynak: 1 2

Lifetime Learner

Bir Yorum Yazın