Dante Gabriel Rossetti’den Proserpine Efsanesi

Rafael öncesi sanat görüşünü benimseyen ünlü ressam Dante Gabriel Rossetti’nin eserleri genellikle hayat ve aşk konusundaki kişisel deneyimleriyle yankı uyandırır. Özelikle destansı tanrıçaların capcanlı portrelerini, onun için büyük önemi olan kadınlardan esinlenerek yapmıştır: kumral saçlı eşi, sarışın ve güzel sevgilisi ile siyah saçlı olan ilham perisi. Sonuncu olan siyah saçlı ilham perisi, Proserpine efsanesini tasvir eden tablosu için hem anlam hem de model teşkil ediyor.


Çeviren: Pelin Altıkardeş

Dante Gabriel Rossetti, Proserpine, 1877, Özel Koleksiyon

Jane ve Rossetti arasındaki ilişki oldukça karışıktı. Jane Burden (1839-1914) olarak doğan ve Rossetti ile Edward Burne-Jones Oxford Union’daki adı çıkmış duvar resimlerinin üzerinde 1857 yılında çalışıyorken bizzat onlar tarafından keşfedilen Jane, Rossetti için modellik yapmaya başladıktan sonra William Morris’le 1859 yılında evlendi. Jane ile Rosssetti arasında bir kıvılcım olmasına rağmen, bu doğru bir zaman değildi çünkü Rossetti’nin adı Elizabeth Siddal ile çoktan anılmıştı ve Morris, Jane için daha iyi bir adaydı. İşçi sınıfına dayanan bir kökeni olduğu için hizmetçi olması muhtemeldi ancak eşinin yardımıyla üst tabaka bir hanımefendi olması için eğitildi. Siddal’ın ölümünün ardından birkaç yıl sonra Jane ve Rossetti’nin ilişkisi yeniden kıvılcımlandı ve Jane, Rossetti için modellik yapmaya başladı. Onların ilişkisi Jane’in kocası için bile bir sır değildi.

Jane Morris, posed by Rossetti by John R Parsons, 1865

Proserpine Efsanesi

Proserpine ya da Romalıların onu çağırdığı şekildeki ‘’Proserpina’’ ölüler diyarını (yeraltı dünyasının) tanrısı ve kralı olan aynı zamanda Hades olarak da bilinen Pluto’nun eşi ve ölüler diyarının kraliçesidir. Proserpina, bereket ile tahılların tanrıçası olan Ceres’in ve tüm tanrıların hükümdarı olan, Antik Yunan’da mevkidaşı Zeus olan Jüpiter’in kızıydı. Proserpine, Pluto tarafından kaçırıldığı zaman adeta çılgına dönmüş olan annesi Ceres, kızı geri dönene kadar yeryüzünde büyük bir kıtlık yarattı ve bu yüzden Jüpiter, Merkür’ü Proserpine’i geri getirmesi için ölüler diyarına gönderdi. Fakat Proserpine, Pluto ile birlikteyken ‘’ölümün meyvesi’’ olarak da bilinen narı yemişti. Bu meyveyi yiyen her kimse hayatının sonuna kadar ölüler diyarında kalmak zorundaydı. Fakat Pluto, Proserpine’nin yılda bir kere annesine kavuşabilmesi için bir anlaşma yaptı. O zamandan beri, Proserpine ölüler diyarından evine döndüğünde, kıştan sonra yeniden canlanan ilkbaharın tanrıçası haline geldi.

Jane Morris, posed by Rossetti by John R Parsons, 1865

Tablonun Tarihi

1871-1877 arasında, Jane, Rossetti için düzenli olarak modellik yaptığında, Proserpine temasında sekiz farklı tablo yapıldı. Ayrıca Rossetti bir mektubunda Proserpine’e olan görüşünü şöyle tanımladı:

Resmin fikri, Proserpine’nin yukarı dünyada bir buçuk yıl kalmasına izin verildiğindeki efsaneyle bağlantılıdır. Proserpine, hatıralarının hissini veren duvardaki sarmaşığa ve gölgeler içerisindeki şatosuna çarpan bu geçici ışığa karşı özlemle bakıyor.

Birçok açıdan Proserpine’nin bu resmi, Rossetti’nin Jane Morris’e olan görüşünün, onu aydınlığa ve mutluluğa kavuşturan eşine bağlı olan bir tanrıça olduğunu özetliyor. Resimde olan soldaki tütsü kabı, tanrıçayı; Hristiyanlığın sembolü, ölümden sonraki yaşam anlamına gelen nar onun tutsaklığını temsil ediyor.

Aşkının bir simgesi olarak Rossetti kendi koleksiyonundan Jane’e ‘’The Beloved (1865-6)’’ adlı tablosundaki gibi olan Birmanya’ya özgü bir mücevher hediye etti. Mavi İpek Elbise (1868) ve diğer tablolar için modellik yaparken Jane’nin taktığı meşhur kolye Londra’daki Victoria Ve Albert Müzesi’nde halkın erişimine sunuldu.

Rossetti, Mavi İpek Elbise (Jane Morris)

Kaynak: http://www.dailyartmagazine.com/legend-of-proserpine/

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir