Bir Kitap Bir Dizi: “Machiavellianism”

Machiavelli (Makyavel), “Hükümdar” ya da başka bir çevirisiyle “Prens” kitabının müellifi. Siyasi felsefe alanında adını duyurduğu en önemli eseridir Hükümdar. Makyavel uzun yıllar İtalyan şehir devleti Floransa’da siyasetle ilgilenmiştir. Soylu ama zengin olmayan bir ailede doğmuştur. 1498 yılında ikinci yazman olarak işe başlamış, bu görev yüksek bir kademe olmamasına karşın siyasete girişi açısından ona yardımcı olmuştur. “Hükümdar” için tecrübelerini ve tavsiyelerini aktardığı bir eser diyebiliriz. Bu eser, birey-devlet, askeri yapı, iktidarı elde tutmak vesaire daha pek çok konuya değinmekte.

Anlatmak istediğim konuya gelince; Makyavel, adının duyulmasını sağlayan bir durum olarak ele alırsak olumlu, veya “adı çıkmış bir kere” şeklinde bir vecize ile kendi şahsı bakımından, talihsizlik şeklinde de yorumlanabilir mi acaba diye düşündüğüm “Machiavellianism” –ya da Makyavelcilik- düşüncesinin fikir babasıdır.

Makyavel, hükümdarın iki kişilikli olmasını savunmaktadır. Yani insanî bir tarafı olmasının yanı sıra, örnek vererek tuzaklardan korunması için tilki gibi, kurtlara karşı koyabilmek içinse aslan gibi olması gerektiğine değinir.

House of Cards

Evet, benzer fikirleri dünya reel siyasetinde görmemizin yanında yazımızın konusu gereği, gördüğümüz başka bir yer olarak “House of Cards” dizisinden bahsedeceğiz. Dizinin ana karakterleri demokratlarda siyasetle uğraşan Frank Underwood ve Claire Underwood. Frank Underwood çoğunluk partisi denetçisi olarak seçimi kazandıkları zaman dış işleri bakanı olacağına dair söz alır ve kazanan Demokrat Başkanın bu sözü yerine getirmemesi neticesinde Frank ve Claire’in intikam ve iktidar hırsı ile beraber dizi de başlar.

Dizi; Amerikan siyaseti, ticari  ilişkiler, başkanlığın perde arkası, diplomasi gibi pek çok konuda fikir oluşturabiliyor. Öte yandan House of Cards’ın, Michael Dobbs’un aynı adlı kitabından uyarlandığını belirtirken kitabın henüz dilimize tercüme edilmediğini de eklemek isterim. Dizide, özellikle sezonlar ilerledikçe fantastik haller göze çarpmaya başlıyor. Bunun yanı sıra yaşadığımız dünyanın siyasetinde; istihbarat teşkilatları, bazı vakıfların faaliyetleri, dünyaya yön verebilecek zenginliğe sahip şirketlerin yönetimdeki rolleri gibi araştırmalar yaptığımızdaysa House of Cards’ta bir nevi gerçeklerin distopyalaştırılmasını seyrettiğimizi fark ediyoruz. Her ne kadar bu yazı; bir dizi eleştirisinden ziyade kitap ve dizinin ortak kavramda birleşmeleri üzerine olsa da şunu belirtmeden geçmek istemiyorum, ilk sezondan itibaren dizinin o karamsar havası sizi içine çekiyor fakat son sezonlara geldikçe zoraki ilerleme de hissedilmiyor değil. Yine de bittiği zaman  –en azından kendi adıma konuşursam- olumlu izlenimlerin oldukça ağır bastığını söyleyebilirim.

Makyavel der ki: “Sevmek insanların istencine bağlı, korkmak hükümdarların. Erdemli bir hükümdar başkalarının değil kendi elinde olana güvenmelidir. Dediğim gibi yalnızca kin ve nefret çekmekten uzak durmalıdır.” Hülasa Makyavel için iktidarlığa giden, iktidarı sağlamlaştıran pek çok yolun mübah olduğuna şahit oluyoruz. Kaldı ki dizide de durum böyle. Hükümdar’da sadece bu tarz fikirlerin üzerinde durulmadığını da tekrarlamakta fayda görüyorum zira kitapta tarihi örneklerden hükümdarlık çeşitlerine kadar yeterince mevzudan bahsedilmekte fakat Makyavelizm denilince akılda da politikanın kirli yüzü çağrışmakta.

Bitirirken, House of Cards’ın Makyavelizm’i anlatabilecek önemli kaynaklardan biri olduğunu belirtmek istiyorum. Ve Makyavel, “Aldatmaya kalkan kişi, karşısında aldanmaya hazır birini bulur her zaman.” derken, Frank Underwood,  “Siz eyleme ve sloganlara bağlısınız. Ne dediğimin, ne yaptığımın bir önemi yok. Yeter ki bir şey yapayım, siz güle oynaya peşime takılırsınız.” şeklinde seslenir.

KAYNAKÇA

Niccolo Machiavelli, Hükümdar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019

Ankara TT Sosyal Bilimler Lisesi öğrencisiyim. Okumayı sever, münazarayla ilgilenirim.

Bir Yorum Yazın