Bu Ay Ne Okuyalım: Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi, F. S. Fitzgerald

Bazı insanlar, nehir kıyısında oturmak için doğar. Bazılarına yıldırım çarpar. Bazılarında müzik kulağı vardır. Bazıları sanatçıdır. Bazıları yüzer. Bazıları düğmelerden anlar. Bazıları Shakespeare’ı bilir. Bazıları annedir. Ve bazıları, dans eder. -Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi

Dünyaya geldiğiniz ilk dakikalarda sanki koca bir ömür yaşamışsınız gibi nefes alarak veya ömür aynasına defalarca bakmış bir simaya sahip olarak doğsanız nasıl bir hayat sürerdiniz? Bu sorunun cevabı ile insan derin düşüncelere dalar şüphesiz. Sorunun cevap tohumları F. Scott Fitzgerald’ın zihninde hayat bulmuştur.

Mark Twain’in “Hayatın en iyi kısmının başta, en kötü kısmının da sonda olması ne yazık.” sözü bu romanın esin kaynağıdır. Bu sözün manasını kendimce anlatacak olsam insan hayatında yaşayarak tecrübeler kazanır, bu tecrübelerle ömür kazağının örgülerini örerken ipi bazen ters bazen düz şekilde kullanır. Ama hayat daha yaşanmamışken gözleri dünyaya ilk açıldığında insanın bu dünyaya ait olmayan saflığı, gençliği ve gözyaşı vardır. Saflıkta gençlikte tecrübe kısmında yaşlılıkla kıyaslandığında daha toydur. Yaşlılıkta tamamlanan ömür kazağını gençliğin zindeliğine verebilseydi insan hayata karşı baktığı yönünde bir değil iki güneş olurdu muhtemelen.

İnsan doğduğunda çıplaktır Benjamin Button ise giyiniktir ömür kazağı ile. İlk doğduğu zaman ailesini şaşkına çevirir. Kimse ne olduğunu anlayamaz. Zaman içerisinde durumun ne olduğu açığa kavuşur. Benjamin dünyaya yaşlı bebek olarak gelmiştir. Hayat çizgisi; doğum, çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık olarak ilerlerken Benjamin’de sadece doğum sırası aynı kalmıştır. Beşikte yaşlı bir adam uyumaktadır. Agu gugu sesleri ile bolca ağlamanın olması gereken evde yaşlılıktan yürürken dizlerinin ağrısından inleyen bir insan vardır bastonu ile ayakta durmaya çalışan.

Fitzgerald’ın en bilinen eseri Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi, Hollywood’unda ilgi merceğine girmiştir. Film 2008 yılında vizyona girmiştir. Film yönetmeni David Fincher, senaryo yazarı ise Oscar ödüllü senarist Eric Roth’dur. Başrollerini Brad Pitt ve Cate Blanchett’in paylaştığı film Akademi Ödülleri’nde 13 dalda ödüle aday gösterilmiş ve üçünü kazanmıştır.

Kitap mı film mi sorusuna verilen cevap çoğunlukla kitapken bu hikâyeye zihinde daha iyi hayat verebilmek adına okuduktan sonra filminin izlenmesini şiddetle tavsiye ederim. Yaşlı bir adam olarak dünyaya gelip zamanla gençleşme fikrinin insan hayatına etkisi, çevresindekilere yansıması kitapta açık ve akıcı bir dilde anlatılmıştır. Okurken sizi sıkmayacak ve bir solukta okuyabileceğiniz kült eserlerden biridir. İhtiyarlıktan bebekliğe doğru giden hayat yolculuğunda yaşanılan aşkın da rengi başka olmuştur. Benjamin gençleşirken eşinin yaşlanmaya başlamasıyla insanın isteklerinin ve arzularının yaş ile dönüşebilecek şekillerine karşı aşkın farklı bir boyutu da sorgulanır hâle gelmektedir. Kitap yazarının anlatımı ile senaryo yazarının anlatımı arasında ortak payda yaşın insanın kimliği üzerindeki etkisine dikkat çekmektir. Çok önceden bazı insanların kurduğu bir sistem olan sayılar sistemi onun doğrultusunda insana biçilen yaş kavramının ömür örgüsüne yansımasının güzel ve sorgulanabilir bir bağ kurularak işlenmesinden ortaya çıkan kitabı ve merceğe yansıyan filmi izlemenizi tavsiye eder, yaş kavramını hayat üzerinde sorgulamanızı naçizane öneririm.

Kaynakça

Bir Yorum Yazın