İskandinav Mitolojisinin Sanat Tarihindeki Yeri

Kelimenin tam manasıyla söylemek gerekirse mitoloji geleneksel bir öykücülüktür. Yunancada “Mythos” “öykü”; “logia” ise “anlatma”, daha doğrusu “bilgi” anlamına gelir. Bütün mitolojilerin kökenleri, ağızdan ağıza anlatılagelmiş öykülere dayanır. Bu bağlamda İskandinav mitolojisi, Hristiyanlık öncesi Kuzey Germenlerin anlattığı geleneksel öykülerden oluşur. Bu yazıda da İskandinav mitolojisinin sanattaki suretlerini inceleyeceğiz!


Çeviren: Elif Dağatar

Dünyanın, bizim zamanımızdaki kadar birbiriyle bağlantılı olmadığı zamanlarda insanlar bütün hayatlarını iklim, yiyecek ve materyale erişim, yerel bitki ve hayvanlar gibi belli başlı gerçeklere bağlı yaşamışlardır. Bu şartlar, her bir mitolojinin doğasına etki etmiştir. Bu sebeple yazıtlar, mitlere ulaşmada geniş bir kural yıkan haline gelmişlerdir. Antik Yunan ve Roma yazarları mitleri o denli tasvir etmişlerdir ki sanatçılara yüzyıllar boyu referans kaynağı olmuştur. Aynı şekilde İncil, bütün Hristiyan temalı tasvirlerin kaynağı olarak hizmet etmiştir.

Diğer bir yandan, 19. yüzyılın öncesinden İskandinav mitolojisinden karakterler ve sahnelerin görsel sanat eserlerini bulmak zordur. Greko-Romen mitolojisinin aksine İskandinav mitolojisinin yazıtlar dışında eseri bulunmamaktadır.

 

W.G. Collinwood, Frey’in Kara Sevdası, 1908.

İskandinav Mitolojisinin Referansı olarak Prose Edda

Yunan mitlerinin Homer’ı ile Hristiyanlığın İncili’nin İskandinav muaidili ise Prose Edda idir. İskandinav geleneklerinden inanılmaz sayılarda öyküler içermesine karşın 19. yüzyıldan önce eski Germen dilinden çoğu dillere çevrilmemiştir. Sonuç itibariyle Rönesans ve Barok dönemindeki Kuzey Avrupa sanatının büyük ustaları İskandinav mitlerinden bihaber kalmışlardır.

Eski Germen dili Eski İngilizce ve modern İzlanda dili ile yakinen bağlantılıdır. Pagan dinî vecibelerinin İskandinavya’nın herhangi bir yerinden daha uzun süre İzlanda’da sürdüğünü hatırlamak önem arz eder. Sonuç olarak İskandinav mitleri çok daha uzun süre yerel gelenekler olarak kalmıştır.

Kesin olan tek şey İzlanda’nın Avrupa kıtasından uzakta bir ada olmasıdır. Endüstri Çağı’ndan evvel oraya ulaşmak oldukça zordu. Yine de İzlandalılar oldukça çeşitli edebî kaynaklar üretmiştir. Yazıtlar dışında Prose Edda’nın nüshaları canlı çizimler içermektedir.

 

Prose Edda kapağı; Odin, Heimdallr, Sleipnir, ve İskandinav mitolojisinden diğer karakterlerin betimlemeleri, Ulusal ve İzlanda Üniversitesi Müzesi, Reykjavík, İzlanda.

Sonunda 20. yüzyılın başlarında İskandinavya’daki arkeolojik kazılar uzun süredir kayıp olan Viking sanat eserlerini gün yüzüne çıkarmıştır. Rällinge Heykeli bu keşiflerin en belirgin örneği olarak gösterilebilir. Doğru ikonografik katkıların belirsizliği sebebiyle bu sanat eserlerinin tam kastı bilinmese de ortak karar bunların bereket tanrısı Freyr olduğu yönündedir. Heykelin tasarımı, Avrupa’nın çağdaş tasarımlarından daha eşsiz bir duruşa sahiptir.

Rällinge Heykeli, 1904, Södermanland, İsveç. Gabriel Hildebrand/Statens tarihi müzesi (CC BY 2.5).

Halk Edebiyatında İskandinav Mitleri

Doğa çoğu topluluk ve bu toplulukların geleneklerinin önemli bir parçasını oluşturur. Romantik sanat akımı ressamı Barend Cornelis Koekkoek kendi deyimiyle daha romantik manzaralara yakın olmak için Hollanda’daki evinden Almanya, Kleve’e taşınmıştır. Anavatanından özlem duyduğu tepelerden, dağlardan ve şelalelerden ilham almıştır. Orman Manzarası (Forest Scenes) tablosundaki baskın olan figür meşe ağacı olmuştur. O zamanlar bu tür bir ağaç popüler kültürde ismini İskandinav tanrısı Odin’den alarak  “Wodan’ın Meşesi” olarak anılmıştır. Odin, Hollanda’da Wodan ismindedir. Hollanda dili, modern Germen dillerinden biridir. Aynı şekilde Çarşamba anlamına gelen Wednesday kelimesi de Wodan’s Day yani “Wodan’ın günü” anlamına gelmektedir.

Barend Cornelis Koekkoek, Orman Manzaraları (“Wodan’ın  Meşesi”), 1848. Rijksmuseum, Amsterdam, Hollanda.

Sanat eserlerinin romantizm çağı toplumun gelenek ve kültüre olan tutkusunu ortaya çıkarmıştır. Bu şekilde İskandinav mitolojisi ruhani mirastan bir ilhama dönüşmüştür.

Nihayet, İskandinav mitolojisinin popüler hâle gelişte en büyük adımı, 1870’te Richard Wagner’ın Nibelung’un Çemberi ile atmıştır. Hatta bu operalar Yunan dramaları baz alınarak modellenmiştir.

Saga, İskandinav Mitolojisinin Yeni Karşılığı

Antik ve geleneksel topluluklar arasındaki bariz mesafeye rağmen bazı hisler evrenseldir. Tanrı Njörðr’un en yakın dengi Yunan tanrısı Poseidon’dur. İkisi de deniz ve kasırgaları temsil eder. Fakat diğer “rolleri” kültürel farkları gözler önüne sermektedir. Örneğin, Poseidon’un bir başka sorumluluğu atlar ve depremlerdir ki Kuzeyliler için bu terim oldukça yabancıdır. Ve Njörðr da balık avlama ve ekinlerden sorumludur ki bu da Yunan mitlerinde farklı tanrıların görevleridir.

W. G. Collingwood, Njörd’ün Deniz Arzusu, 1908.

İngiliz sanatçı William Gershom Collingwood, 1897’de İzlanda’yı ziyaret ederek A Pilgrimage to the Saga-steads of Iceland isimli resimli bir seyahatname oluşturmuştur. Kendisi Njörðr’ün ve diğer İzlanda destan karakterlerinin sahnelerinin en iyi temsillerini ortaya koymuştur. Njörd’ün Deniz Tutkusu, sanatçının İskandinav mitolojisindeki duygularını ve hayal gücünü rahatlıkla göstermektedir. Arka plandaki ay, uzun kutup gecelerini çok net betimlemiştir.

“Saga” dediğimiz destanlar, ağırlıklı olarak İzlanda edebiyatının bir türdür. Saga, İngilizcede “to say” veya Almancada “sagen” kelimelerinden gelir ve ikisi de “söylemek” anlamındadır. Hatta “saga”nın, “mitoloji” ve “mit” sözcüklerinin İskandinav/Germen eşdeğeri olduğunu bile söyleyebiliriz.

Destanın özel bir türü olan sagaların olaylarının İzlanda kurulmadan önce gerçekleştiğine inanılır. İskandinav mitolojisinin bir diğer önemli parçası olan destansı krallarını anlatır. Her mitoloji, bu gibi destansı hükümdarlara sahiptir. Bu karakterlerin tarihî gerçekçiliği sorgulansa da tarihçiler bazı insanların ve olayların bu mitler için referans alındığını görebilirler.

Thor ve Yıldırımlar

Thor, çekiç taşıyan yıldırımların ve fırtınaların tanrısıdır. Aynı zamanda gücü ve doğurganlığı da temsil eder.

Mårten Eskil Winge, Thor’un Devlerle Savaşı, 1872, Ulusal müze, Stockholm, İsveç.

Mårten Eskil Winge’in Thor’un Devlerle Savaşı tablosu, 19. yüzyıl İsveç’inin Romantik Ulusalcılığının bir örneğidir. Romantizm, sadece halk edebiyatına değil aynı zamanda milliyetçilik ve millî kimlik konseptlerine de bir hareketlilik getirmiştir. Bu da çoğu tarihî tablonun uzak tarihte Romantik fikirlerle betimlenmesiyle sonuçlanmıştır.

Kompozisyonunda bu tablo az da olsa Barok tablolarının mitolojik ve Hristiyan sahnelerine benzemektedir. İsveç halkı bu eseri ilk gördüğünde oldukça popüler olmuştur. Fakat millî amacı, çoğu Romantik akımda olduğu gibi suistimal edilerek Naziler ve diğer aşırı sağcı milliyetçilerin ideolojileri için kullanılmıştır.

Gençliğin Sembolü Olarak Elma

Bu yazıyı daha neşeli bir öykü ile aydınlatmak gerekirse gençlik tanrıçası Ydun’ın diğer tanrı ve tanrıçalara elmalar vererek nasıl da onların daima genç kalmasını sağlıyor bir bakalım.

Herman Wilhelm Bissen, İdunn, 1858, Ny Carlsberg Glyptotek, Copenhagen, Danimarka.

Sanatçı Nils Bloomer, İskandinav mitolojisine sıcaklık ve renkli görseller kazandırmıştır. Yunan/Roma tanrılarının Rönesans betimlemelerindeki mükemmeliyetçi tanrıcılık olmadan İdunn ve eşi Bragi’nin bu görselleri insanların kendilerini ilişkilendirebileceği bir görünüm veriyor. Bragi, arpını tutan şiir tanrısı iken İdunn yine elmalarıyla resmedilmiş.

Nils Blommer, Bragi Sitting and Playing the Harp, Iðunn Standing Behind Him, 1846, Malmö Art Museum, Malmö, Sweden.

Elmalar dünyanın her yerindeki inanışlarda ve popüler kültürde çeşitli anlamlara gelmektedir. Adem ile Havva’dan Pamuk Prenses’e, İdunn’un elmaları en keyiflisi diyebiliriz!

Çağdaş Popüler Kültür

Bir kez daha İskandinav mitolojisi halk edebiyatının bir parçasıdır fakat bu sefer popüler kültür olarak anılır. İnsanların mit ve destanlara olan sevdası medyayı değiştirmiştir. Disney’in dünya genelindeki halk edebiyatı ve inanç sistemlerinin karışımı olan çocuk öyküleri ile yaptığı atılım ile İskandinav mitolojisi de özellikle J. R. R. Tolkien ve J. K. Rowling’in eserleri ile fantezi edebiyatında kendi yerini bulmuştur. Son olarak İskandinav tanrıları, diğer mitoloji karakterleri gibi video oyunlarının yaygın karakterleri hâline gelmiştir.

Kaynak: https://www.dailyartmagazine.com/norse-mythology-in-art/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir