Ön Raffaelloculuk Sanat Akımı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Neredeyse hepimiz Empresyonizm, Rönesans hatta belki Ekspresyonizme ve bu akımların birbirinden ayrıldığı noktalara dair az da olsa bir şeyler biliyoruzdur. Fakat mesele Ön Raffaelloculuğa gelince biz de dahil olmak üzere çoğu insan neyden bahsedildiğini bilmiyor. İşleri tersine döndürmenin vakti geldi. Bugün Ön Raffaelloculuk hakkında konuşurken bilmeniz gereken on bilgiyi sizler için derledik.

1.Gerçekte Raffaello’dan Önce Yaşamamışlardır

Haliyle isimleri Ön-Raffaellocular olunca bu ressam topluluğunun, Raffaello’dan önce yaşadıklarını ve sanatlarını icra ettiklerini düşünüyoruz. Kulağa mantıklı geliyor değil mi? Lakin işin aslı böyle değil. Topluluk çıkışlarını Raffaello’nun en parlak dönemini yaşadığı İtalyan Rönesans’ından yaklaşık 300 yıl kadar sonra 1848 yılında Londra’da yapmıştır.

Raphael, School of Athens, 1509-1511, Apostolic Palace, Vatican City.

Topluluğun ismi ise Raffaello ve Michelangelo’dan önce yaşamış olan İtalyan ressamların sanat anlayışını benimsemelerinden ortaya çıkmıştır. Rossetti, Hunt ve Millais’in hepsi de Botticelli, Ghirlandaio ve Perugino’nun çalışmalarını benimsemişlerdir. Her bir ressam Orta Çağ dönemindeki ressamların göz alıcı renkleri kullanma, temayı anlatma ve en ufak detayları işleyiş tarzları gibi yeteneklerine özenmiştir.

2.Gizli Bir Topluluktular

Her şey 1848’deki Kraliyet Akademisi sergisinde başladı. Ressam ve şair Dante Gabriel Rossetti, William Holman Hunt’ın Aziz Agnes Arifesi( The Eve of Saint Agnes) adlı tablosunu görmüştü ve tablo şiirden etkilenerek icra edildiğinden dönemine göre alışılmadık bir parçaydı. Rossetti ve Hunt ikilisi kısa sürede arkadaş olmuş ve çok geçmeden Hunt, Rossetti’yle John Everett Millais’i tanıştırmış ve üçlü, gizli topluluk Ön- Raffaellocu Kardeşleri kurmuştu.

William Holman Hunt, The Eve of St. Agnes, ca. 1848,Walker Art Gallery, London, UK

Başlarda her ne kadar gizli olsalar da alenen tanınmaya başlayınca daha fazla gizliliklerini koruyamamışlardır. Sanatçılar çalışmalarını halka açık bir şekilde sergilemiş, sanata ve edebiyata dair fikirlerini tanıtmak ve yayabilmek amacıyla dergi de yayımlamışlardır.

3.Dönemin Sanat Anlayışına Karşı Gelmişlerdir

Müzikal, sanatsal ve hatta toplumsal alanlardaki yeniliklerde olduğu gibi burada da her şey hemen hemen aynı biçimde, ufak bir grup sanatçının fikirlerinin çoğunluğa ciddi oranda uyuşmamasıyla başlamıştı. Ön-Raffaellocular özgür düşünceliydiler. Bu genç topluluk Nazarene Kardeşliği’ni rol model almış ve Kraliyet Akademisi’nin burjuvanın eklektizm, hislilik ve duyumculuğa dair vasat zevklerini teşvikine karşı gelmişlerdir. Kraliyet Akademisi’ni aynı zamanda resim sanatının standartlarının düşmesine olanak sağladıkları için de eleştirmişlerdir. Sanat müessesesini Victoria Dönemi tarzındaki anlayışa dönüştürmeyi  hedeflemişlerdir.

O dönemde İngiltere kendisini siyasi çalkantıların, büyük çaplı bir sanayileşmenin ve birçok toplumsal sorunun ortasında bulmuştur. Kardeşlik kurulduğunda sanatlarını; ciddilik, içtenlik ve doğaya sadakat gibi çağdaşlarının çalışmalarında görülmeyen ögelerle icra ederek sanatsal yenilik ve ahlaki reform mesajlarını ulaştırmayı hedeflemişlerdir.

4.John Ruskin’in Topluluk Üzerinde Çok Etkisi Olmuştur

John Ruskin’in iki ciltlik Modern Ressamlar (Modern painters) kitabı Ön-Raffaellocular için büyük önem arz ediyordu. İlk ciltte Ruskin, Akademi’nin şakşakçılarıyla “fırça numaraları” ya da “anlatıma yüz ekşitme”den kolayca etkilenmeleri fakat iş “soylu anlayış ve kusursuz gerçek” sanatına gelince körleşmeleri üzerine alay etmiştir. Kulağa tanıdık geliyor değil mi? Bu sebepten Ön-Raffaelloculuğun gayesinin bu kitapla birlikte meşrulaştığını düşünüyoruz.

Ruskin’in eseri, sanatçılara “Kalbinizin tüm saflığıyla doğaya gidin… hiçliği reddedin, hiçliği seçin ve hiçliği hor görün” sözleriyle doğayı daha yakından çalışma ve tanımaya fırsat bulmalarında yardımcı olmuştur. Bunun sonucunda da Ruskin’in özendiği dürüst gerçekçiliği yakalamışlardır.

John Ruskin

5.Edebiyat ve Şiir Üzerinden Resimler Üretmişlerdir

Başlangıçta temaları Millais’in Ebeveynlerinin Evinde İsa (Christ in the Carpenter’s Shop) ve Rossetti’nin Ecce Ancilla Domini (Latince: Behold the handmaid of the Lord) tablolarından da anlaşılacağı üzere din odaklıydı. Lakin Kardeşlik, günlük hayatı konu alan çizimleri terk etme gayeleri ve belki de sergilerde daha çok başarı yakalayabilmek amacıyla özellikle aşk ve ölümü baz alan edebî konuları ilham almak için kullanmaya yönelmişlerdir. Shakespeare’in piyesleri, İncil ve Arthur efsaneleri Ön- Raffaellocular için tipik konulardan bazıları olmuştur.

Edebî meslektaşları gibi Ön- Raffaellocular da sanatlarını sembolik anlamla harmanlamalarıyla tanınmışlardır. Detaylı, aşırı gerçekçi tarzları çoğunlukla Sembolik Realizm olarak da bilinen resim biçimine de ön ayak olmuştur.

Sir John Everett Millais, Christ in the Carpenter’s Shop, 1849-50,Tate Britain, London, UK.

Örneğin Millais’in Ebeveynlerinin Evinde İsa (Christ in the Carpenter’s Shop) tablosunda İncil’le ilgili konuları ele alan birçok sembol vardır. Tabloda, Meryem İsa’nın önünde diz çökmüştür ve Yusuf, İsa’nın çarmıha gerilmesinin habercisi olan çiviyle delinmiş elini sardığı için Meryem’in İsa’yı rahatlatması tasvir edilmiştir. Sağ taraftaysa genç Vaftizci Yahya, İsa’nın vaftizindeki rolünü simgeleyen bir kâse suyu taşımaktadır. İnsanların arkasındaki duvarda Kutsal Üçleme’yi (Teslis) temsil eden marangozun gönyesi gözükmektedir. Kapı aralığından da bir kuzu sürüsü görüyoruz ki bu da mecazen İsa’nın takipçilerini temsil etmektedir.

6.Tabloları Herkes Tarafından Kabul Görmemiştir

Ön- Raffaellocular her ne kadar bir değişim gerçekleştirmek isteseler de hemen başarılı olamamışlardır. Sanatçıların hepsi de eserlerini Ulusal Kurum, Ücretsiz Sergi ve Kraliyet Akademisi’nde sergilemişlerdir. Fakat bunu isimlerini deşifre etmeden ve eserlerini ‘’PRB’’ şeklinde imzalayarak yapmışlardır. Buna rağmen dindarlıkları, gölgeleri az kullanmaları, düz şekilleri ve canlı renkleri kullanmaları sebebiyle eleştirel bir muhalefete tabi tutulmuşlardır.

Millais’in Ebeveynlerinin Evinde İsa (Christ in the Carpenter’s Shop)  tablosu İncil’e ait öğelerin normal bir mekânda sıradan insanlarca tasvir edilmesinden dolayı ağır bir şekilde eleştirilmiştir. Öyle ki Charles Dickens Çocuk İsa’yı şöyle anlatmıştır:

“Gecelik içinde çirkin, eğri boyunlu, sulugöz, kızıl saçlı bir çocuk” ve Bakire’nin de “çirkinliği o kadar korkunç ki (herhangi bir insanın bu çıkık boğazla var olabileceğini varsayarsak) diğerlerinden Fransa’daki en kötü kabare ya da İngiltere’deki en ucuz meyhanedeki bir yaratıkmışçasına öne çıkıyor.”

Tablo o kadar sansasyonel olmuştur ki Kraliçe Victoria tabloyu kendi gözleriyle görüp değerlendirmek istemiştir.

7.Açık Havada da Sanatlarını İcra Etmişlerdir

Açık havada ya da dış mekânda resim denilince çoğumuzun aklına özellikle Vincent van Gogh ve Monet gibi Empresyonist sanatçılar gelir. Lakin Ön- Raffaellocular tablolarının bazı kısımlarını dış mekânda resmetmiş ilk sanatçılar arasındaydı. Doğaya bu derece adanmış olmaları ve bunu dakikası dakikasına yansıtmaları Ön- Raffaellocuları farklı bir konuma yerleştirmiş ve Ruskin’in yazımlarının etkisini göstermiştir. Bunun en ünlü örneklerinden birisi John Everett Millais’in Ophelia (The death of Ophelia) tablosudur. Shakespeare’in Hamlet’indeki bu acıklı anı tam ve güzel bir biçimde tasvir etmiştir. Millais, Ophelia’nın kendisini resmetmeye başlamadan önce söğütleri ve güzel çiçekleri özenip çizerek nehri ve kıyısını boyamakta tam beş ay harcamıştır. Hatta tabloyu yaparken orada çoğunlukla 11 saat harcamıştır.

Sir John Everett Millais, The Death of Ophelia, 1851-52, Tate, London, UK.

8. Tür Resmi Onlar İçin Çok Uygun Olmuştur

Ön- Raffaellocular günlük yaşamı konu alan (tür resmi) tablolar yapmayı bırakmak üzerine anlaşma yapmış ve gerekli ilhamı da modern hayatın içerisinden almanın faydalı olacağını düşünmüşlerdir. Özellikle de dinî konuları barındıran tabloları onlar için başarı ve itibar sağlamadığından böyle bir çıkarımda bulunmuşlardır. Lakin anladığımıza göre sosyal ve ahlaki konuları öne çıkaran imgeleri yaratmak günlük hayatı konu alan tablolar yapmaktan geçiyordu.

William Holman Hunt’ın Uyanan Vicdan (The Awakening Conscience) adlı tablosu buna güzel bir örnektir. Tabloda genç bir kadın görürüz; oturduğu adamın kucağından kalkan, bir fahişe veyahut sadece adamın sevgilisi. Aynaya yansımış görüntüsünden kadının pencereden baktığını görürüz. Burada kadın kendi kötülüklerini fark etmektedir. Yan tarafta yaralı bir kuşla uğraşan kedi, kadının bulunduğu çaresiz vaziyeti ve yerde duran birbirine karışmış ipler de içinde sıkışıp kaldığı ağı temsil etmektedir.

William Holman Hunt, The Awakening Conscience, 1853-54, Tate Britain, London, UK.

Hunt, durum hakkındaki hoşnutsuzluğunu göstermek için çiftin etrafındaki gerekli gereksiz bir çok eşyayı özenle çizmiş ve böylece bu birlikteliğin yarattığı manevi değerlerden yoksunluğu gözler önüne sermeye çalışmıştır. Hunt, bunun da yeterli olmaması ihtimaline karşılık aynı zamanda çerçevenin etrafına İncil’den ayetler yazmış ve sergi broşürünün içine de bastırmıştır. Lakin eleştirmenler, tablonun vermek istediği gerçek mesaja kafa yormak yerine skandal konusuna odaklanmışlardır. Sanki ‘’Hayatımı nasıl yaşadığımı eleştirmek sana mı düştü!’’ der gibi bir tutum sergilemişlerdir.

9. Kardeşliğin Yalnızca 7 Hakiki Üyesi Vardır

Başlangıçta yedi kişinin bu asi grup için yeterli bir sayı olduğu üzerinde karar kılınmış bu yüzden de dört yeni kişi daha topluluğa alınmıştı. Yeni eklemeler bilge kişileri şaşırtmak adına devam ettirilmişti. Ressam James Collinson’ın topluluğa girmesi topluluğun gayesine adanmışlığından çok, Rossetti’nin kız kardeşiyle yapmış olduğu kısa süreli nişanından kaynaklı gibi gözükmekteydi. Heykeltıraş Thomas Woolner da topluluğa eklenenler arasındaydı. Şaşırtıcıdır ki sanat alanında henüz acemi olan William Michael Rossetti ve Frederic George Stephens’ın her ikisi de sanat icra etmemişler ve sanat eleştirmeni olmuşlardır.

Sayıları az olmasına rağmen Ön- Raffaellocular, sevenlerinin ilgisini çekmeyi başarıyorlardı. Örneğin Walter Howell Deverell ve Charles Collins, Kardeşliğin ilkelerini benimsemiş lakin resmî olarak grubun bir parçası olmamışlardır.

10. Kendi Dergilerini Çıkarmışlardır

Ön- Raffaellocular kurulurken Rossetti, Hunt ve Millais tarafından 1850 senesinde Mikrop (The Germ) dergisi çıkarılmıştı. Rossetti’nin fikri olan bu dergi Kardeşlik için Ön- Raffaellocular’ın edebiyat, şiir ve resim aracılığıyla ifade ettikleri radikal kararlarının ve yaratıcı çalışmalarının devamını sağlamak ve belki de tanıtımını yapmak amacını taşıyordu. Her bir sayı şiir, oymacılık, tarihî ve eleştirel makaleler içeriyordu. Tabi ki bu makaleler, İtalyan ressam Boticelli ve Ghirlandaio gibi topluluğun ilgisini çeken konularla bağlantılıydı. Rossetti’nin kız kardeşi Christina her ne kadar Kardeşliğe alınmasa da dergide şiirlerinin yayımlanmasına izin verilmişti. Bir süre sonra derginin adı Sanat ve Şiir: Başlıca Sanatçıların Yürüttüğü Doğaya Karşı Düşünceler (Art and Poetry: Being Thoughts towards Nature Conducted Principally by Artists) olarak değiştirildi. Amma da uzun bir isim! Özellikle de Rossetti’yi hayal kırıklığına uğratan dergi satışlarının azlığı ve Kardeşliğin ilerlemesi gerektiğinden dergi zorla kapattırılmıştır.

Dante and Christina Rossetti, Front cover of The Germ: Thoughts towards Nature In Poetry, Literature, and Art, 1850, Source: The British Library, London, UK.

1850’lerin ortasına doğru Ön- Raffaellocu Kardeşlik dağılmaya başlamıştır. Millais, evlenmiş ve ailesini geçindirmek için orta sınıf zevklerini kendi çıkarı için kullanması gerektiğinin farkına varmıştır. Hunt, dinî temalara merakını korumuştur. Bu sebeple amacını daha iyi kavrayabilmek adına Kutsal Topraklara birkaç defa gitmiştir. Rossetti, olumsuz tepkiler alınca çalışmalarını göstermeme kararı almış ve şiire odaklanmıştır. Woolner ise Avustralya’ya taşınmış ve böylece topluluk resmî olarak dağılmıştır.

Fakat Rossetti, Kardeşliğin dağılmasının asıl sebebinin Millais’in 1853 senesinde Kraliyet Akademisi üyesi olarak seçilmesi olduğunu söylemiştir. Belki de Millais, evvelinde değişmesi gerektiğini düşündükleri kuruma katılmasıyla kendini ihanet etmiş gibi hissetmişti. Lakin gayet başarılı bir sanatçı olmaya devam etmesinden de anlaşılacağı üzere, Kraliyet Akademisi, Millais’in değişim için daha büyük çapta savaşmasına yardımcı olmuştur.

Her ne kadar Kardeşlik kısa süreli ve kendilerinin dediği üzere yeterince ciddiye alınmamış bir topluluk olsa da sanat tarihinde kalıcı etkiler bırakmışlardır.Onlar açık havada resim yapmaya gerçekten değer veren ilk sanatçılardan bazıları olmuştur. Dahası kurumlara karşı mücadele etmek adına tek yürek olmak için verdikleri çabalar, kendilerinden sonra gelen sanatçılara aynısını yapma fırsatı sunmuştur. Başlattıkları şey, güzel sanatları ve el sanatlarını bir araya getiren Sanatlar ve El Sanatları (Arts and Crafts) akımının oluşmasına yardımcı olmuştur. Kendilerine özgü temaları, detaylara verdikleri önem ve renkleri kullanma biçimleri kesinlikle onları diğer Viktoryen ressamlardan ayrı konumlandırmıştır.

Kaynak: https://www.dailyartmagazine.com/10-things-about-the-pre-raphaelites/

Bir Yorum Yazın