Sanatta Semboller: Kuşlar

Sanatta kuş kullanma fikri akla John James Audubon’u getiriyor. Kendisi, Amerika’nın Kuşları serisini yazmış ve illüstrasyonunu yapmış 19. yüzyılın kuşbilimcilerindendir. Tabii kuş resimleri yapan tek kişi Audubon değildi. Antik zamanlardan bugüne kuşlar; tablolarda, baskılarda, metal işçiliklerde, seramiklerde ve hatta duvarlarda yerini alagelmiştir.

Sinekkuşu

Martin Johnson Heade, Tropik Amerikan Oridesi ve Üç Sinekkuşu, 1871. Ulusal Sanat Galerisi, Washington, ABD.

Küçük, canlı sinekkuşu tropikal çiçeklerin arasında uçuşan tabloları, Amerikan sanatçı Martin Johnson Heade’in (1819-1904) özel yeteneğidir. Heade, Amerikan manzara ressamı Frederic Edwin Church ile dosttu ancak kendi sanat kariyerinde daha farklı bir şeyler yapmak istedi. Church gibi, Brezilya başta olmak üzere tropiklere gidip orada doğaya adeta âşık olmuştu. Öte yandan, Church’ün aksine daha detaylı konulara odaklanmayı tercih etti. Heade’in çalışmaları egzotik manzara resmilerine ve natürmorta eşit parçalardır. Bir yandan da Hudson River Ekolü tarzında manzaralar da resmetti. Hayatının ilerleyen dönemlerinde Florida’ya taşınarak doğal manzaraları da resmetti.

Martin Johnson Heade, Beyaz Orkidenin Üstünde İki Sinekkuşu, 1875-1890 yılları arası. Amon Carter Müzesi, Fort Worth, Texas, ABD.

Brezilya’nın Mücevherleri

Heade, sinekkuşlarına bayılırdı ve açıkçası onu kim suçlayabilir ki? Tekrar tekrar resmetti onları, sık sık da orkidelerle ve başka tropik çiçeklerle birlikte resmetti. 1863-64’teki Brezilya gezisi süresince, Brezilya’nın Mücevherleri başlığıyla on altı parçalık bir seri oluşturdu. On beşi sinekkuşu tasviriydi.

Bütün kuşları bakarak resmettiği düşünülüyor. Bu kesinlikle onları öldürüp içini doldurmaktan çok daha insani bir yöntem ki böyle yapan bazı sanatçılar da vardı. Sinekkuşlarını görenler bilir ki sinekkuşları kanatlarını çok hızlı çırptıkları için çıplak gözle bulanık bir görüntü yakalanır. Yüksek çözünürlüklü ve hızlıca kare yakalayabilen kameralardan önce Heade’in sinekkuşlarını bu kadar detaylı yakalayabilmesi bir mucize.

Brezilya’nın Mücevherleri serisinin pek çok görseli, Heade’in Audubon tarzı kitabı hiç hayata geçirilemese de renkli taş baskılar olarak tekrar üretildi. Bunun yerine daha fazla sinekkuşu resmetti. Bu seri için yaptığı orijinal resimler artık Crystal Bridges Amerikan Sanatı Müzesi’nde barındırılıyor.

Tavus Kuşu

James McNeill Whistler, Mavi ve Altın Uyumu: Tavus Kuşu Odası, 1876-1877, Freer Sanat Galerisi, Washington, DC, ABD. Fotoğrafçı: Smithsonian’s Freer ve Sackler Galerileri.

Tavus kuşları o kadar harika ki onlara ayrılmış koca bir oda mevcut! Tavus Kuşu Odası, James McNeill Whistler’ın eserlerinden oluşuyor ve bu odaya da özel olarak Mavi ve Altın Uyumu ismini o verdi. Odayı İngiliz endüstrici Frederick R. Leyland için tasarladı ve icra etti. Burası, Leyland’in yemek odası ve mavi-beyaz Çin porselenleri koleksiyonu için bir sergi alanıydı. Lacivert duvarların pek çoğu Asya sanatından esinlenilmiş olan, harikulade altın tavus kuşları ile donatıldı. Tavan ve panjurlar bile tavus kuşunun tüylerini andıran dekoratif motiflerle süslendi. Oda, Estetik akımının sofistikeliğinin soyut bir örneği. Whistler tarafından yapılmış bir tuvali de barındırıyor: Porselen Topraklarından Prenses. Bu resim, Japon tarzı giysilerle ve ortamla tasvir edilmiş.

Tavus Kuşu, Porselen ve Freer

Tavus Kuşu Odası’nın harikuladeliğine rağmen Leyland pek mutlu bir müşteri değildi. Bütün odayı 1904’te Amerikan koleksiyoncu Charles Lang Freer’a sattı. Freer bu odayı söktürdü, toplattı ve Michigan, Detroit’teki evine tekrar kurmak için kargolattı. Bu odayı Asya’nın her yerinden çeşitli porselenler de getirterek oluşturduğu koleksiyonuyla birlikte sergiledi. Freer Tavus Kuşu Odası’nı 1923’te açılınca kendi adını verdiği Freer Sanat Galerisi’ne verdi. Burası, artık Smithsonian’ın bir parçasıdır. Sanat Galerisi’ne gönderince tekrar sökmek ve monte etmek gerekti.

James McNeill Whistler, Mavi ve Altın Uyumu: Tavus Kuşu Odası, 1876-1877, Freer Sanat Galerisi, Washington, DC, ABD.

Herhangi bir porselen olmadan (Leyland’in Çin porselenleri ve Freer’ın Asya porselenleri) bu odayı sergilemek için üç yöntem var. Her bir duvardaki, tavandaki, raflardaki, panjurlardaki, ahşap panellerdeki ve vitrinlerdeki dekorasyonların detaylarında farklılık gerektiriyor. 2011’de müze müdürleri Freer’ın müze deposundaki porselen koleksiyonundaki eski, siyah beyaz fotoğraflarla karşılaştırdılar. Böylece her birinin ederini öğrenecekler ve Freer’ın sergilediği yerlere aynı şekilde yerleştireceklerdi. Bu kısa video, bu itinalı süreci ve tatmin edici sonuçları çok güzel açıklıyor.

Baykuş

Terracotta skyphos (derin içme kabı), M.Ö. 5. yüzyıl ortaları, Yunanistan, Metropolitan Sanat Müzesi, New York, ABD.

Sanatta kuş tasviri hakikaten antik bir gelenek. Antik Yunan tanrıçası Athena’nın (Roman hâli Minerva) sembolü bir baykuştur. Athena bilgeliğin tanrıçasıydı. Haliyle, baykuşun da aynı kederi paylaşması hiç de tesadüfi değil. Bu, baykuşların Antik Yunan sanatlarında neden bu kadar çok bulunduğunu açıklar nitelikte. Özellikle ve en çok da seramik üzerine resmediliyorlar. Yukarıdaki fotoğraftan yola çıkarak antik vazo ressamları, tıpkı günümüzdeki gibi baykuşların koca gözlerinin ifade potansiyelini fark etmiş gibi duruyor.

Athena’nın başı ile Tetradrachm (yüz tarafı) ve bir baykuş (arka tarafı), Atina, M.Ö. 449-393, Yale Üniversitesi Sanat Galerisi, New Haven, CT, ABD.

Athena’nın baykuşları, Athena ile yan yana ya da ayrı olarak para ve yontu gibi metal işçiliklerde de karşımıza çıkıyor. Yunanistan, Atina’dan bu minnacık gümüş paranın bir tarafında Athena ve diğer tarafında kuş sembolü bulunuyor.

Serçe

Utagawa Hiroshige, Güller ve Serçe, 1833, tahta baskı, The Metropolitan Sanat Müzesi, New York, NY, ABD.

Japon ve Çin baskılarında, kuş ve çiçek baskıları epey ünlüydü. Japonya’da ve sadece çiçeklerin dâhil olduğu bambaşka bir tür olan Kacho-e adı verilmiş. Bu tarz mevsim değişikliğini simgeleyen resimler aynı zamanda ruhu temsil eden kuşla birlikte tinsellikle de bağdaşıyor. Japon sanatındaki çiçek ve kuş resimleri zor algılanan monokrom (tek renkli resim) baskılar olarak ya da yukarıdaki resimdeki gibi uzun parşömen tomarları olarak karşımıza çıkabilir. Natüralizmin farklı türleri ve aşamaları da kullanılabilir.

Kacho-e ve ukiyo-e (“süzülen dünya” olarak çevirebileceğimiz batının daha aşina oldu bir tür) ayrılsa da çoğu sanatçı ikisini de çalışmıştır. Yukarıdaki baskının ve harikulade Hokusai’nin (1760-1849) yapımcısı Utagawa Hiroshige de bunlar biri. Kacho-e’nin tarihi çok eskilere dayanıyor ancak ukiyo-e, Edo Döneminde (1615-1868) ortaya çıktı. Aşağıdaki serçe ve karahindiba görseli Hokusai’nin öğrencisi Teisai Hokuba (1771-1844) tarafından yapılmış ve surimono olarak bilinen özel bir baskıdır. Bir grup şair sipariş etmişti bu baskıyı. Gördüğünüz üzere de Hokuba’nın tarzı Hiroshige’nin tarzından biraz farklı.

Teisei Hokuba, Bahar Yağmuru Koleksiyonu (Harusame shū), vol. 3: Serçeler ve Karahindibalar, 1820, ahşap baskı, The Metropolitan Sanat Müzesi, New York, NY, ABD.

Daha Fazla Kuş

Kuş şeklinde bir fıçı, M.Ö.100./M.S. 500, Moche, Trujillo, kuzey kıyısı, Peru, seramik ve pigment, Şikago Sanat Enstitüsü, IL, ABD.

Milattan itibaren ilk milenyum süresince Peru’da ortaya çıkmış ilişkili kültürlerin dizisine Moche deniyor. Sanat severler çabuk türetilebilen bir seramik geleneği olduğu için bunu özellikle severler. Moche yapımında çamur ile karışık şekiller kullanılarak seramik fıçılar oluşturulur ve sonrasında kırmızı ve krem rengi çamurla boyanır. Çoğu Moche seramiğin kendine özgü kulpu olur. Bu seramik türü insanların ve hayvanların üç boyutlu şeklini alır ve tabii tahmin edersiniz ki kuşların da. Yukarıda gördüğünüz ne tür olduğu bilinmeyen kuşlar gibi tabiata uygun bir formda oluşturulurlar. Ancak aşağıda görülen baykuşumsu oluş gibi bazen antropomorfik (insana benzeyen) suretlerde de karşımıza çıkabilir.

Baykuş taklidinde bir fıçı, M.Ö. 100 /M.S. 500, Moche, Kuzey kıyısı, Peru, seramik ve pigment, Şikago Sanat Enstitüsü, IL, ABD.
Kaynakça: https://www.dailyartmagazine.com/flying-objects-birds-in-art/

Merhabalar! Karşınızda bendeniz, Aybüke Sude. Biraz tanış olalım 😊 İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum ve tahmin edersiniz ki okumak benim için ‘sevmek’ten fazlası. Her şey farkında olmakla başlar. Okumak bizi farkında kılar. Hadi hep birlikte tam da burada farkında olalım!

Bir Yorum Yazın