Tuval Üstündeki Dram – Tablolardaki Dramatik Sahneler

Sanatın icrası, dramı aktarmanın en popüler yolu olmasına rağmen görsel sanatlar da bu konu için etkili bir araçtır. Görsel sanatçılar, tuvale dramı aktarmak için birçok neşeli ve kasvetli temalar keşfetmişlerdir. Yaklaşan coşkunun ortaya çıkması ve izleyici üzerinde melodramatik bir etki yaratmak, muazzam bir yetenek ve hayal gücü gerektirir. Sanattaki bazı dramatik sahneleri keşfedelim.

Philippe-Jacques de Loutherbourg, Alplerde bir çığ, Strazburg Güzel Sanatlar Müzesi, Strazburg, Fransa.

Fırtınalı Gökyüzü

Fırtınalar, şiddet ve yıkımın yanı sıra güç ve ihtişamı aktarır; güçlü ve ilkel duyguları çağrıştırırlar. Bu doğa olayının bütün dramı büyüleyici, ilham verici ve ürkütücüdür. Birçok antik kültür, Zeus, Indra, Set, veya Thor gibi yağmur ve fırtına Tanrıları yaratmışlardır. Bu Tanrılar, büyük lütuflar ya da yıkımlar yapabilme kabiliyetine sahip dehşet verici varlıklardır.

Sanford Gifford, Yaklaşan Fırtına, 1863-1880 civarı, Filadelfia Sanat Müzesi, Filadelfia, Pensilvanya, ABD

Yaklaşan Fırtına, New York’un taşrasındaki oldukça durgun olan George Gölü üstünde yayılan karanlığın son derece dokunaklı bir yorumudur. Sanatçı, Sanford Gifford, aynı manzara içinde hem keyifli bir huzur hem de yıkım duygusunu aktarmıştır. Gifford, birlik ordusunda görev yapmıştır ve yaklaşan fırtınaları iç savaşın getirdiği belirsiz zamanlar için bir metafor olarak kullanmış olması muhtemeldir. İlginçtir ki resmin ilk sahibi Abraham Lincoln’ün suikastçısı, John Wilkes Booth’un erkek kardeşi olan ünlü Shakespeare aktörü Edwin Booth’du.

Albert Bierstadt, Dağlarda Fırtına,1870 civarı, Güzel Sanatlar Müzesi, Boston, MA, ABD.

Öte yandan, Dağlardaki Fırtına nefes kesen yeşil yüzeyin üzerinden yuvarlanan kuvvetli bir fırtınayı tasvir etmektedir. Burada, kara bulutlar korkutucu ama bir şekilde davetkâr bir geçit oluşturmak için sıralanan dağları çerçevelemektedirler. Bu tablo, ünlü sanatçı Albert Bierstadt’ın eseridir. Bierstadt, Batı Amerika’nın olağanüstü manzara resimleriyle tanınmasına karşın bu tablo, Güney Bavyera’da bulunan Berchtesgaden Alpleri’ndeki Watzmann’ın üç belirgin zirvesinin betimlendiği Almanya’da geçmektedir.

Dalgalı Okyanus

Antik zamanlardan bu yana deniz seyahatleri, ticari ve keşif aracı olarak yaygınlaşmıştır ve günümüzde de küresel ekonomide hayati bir görevde hizmet etmeye devam etmektedir. Ancak pek çok şeyi bilememekteyiz. Ulusal Okyanus Hizmeti’nin bir değerlendirmesine göre, dünyadaki okyanusların yalnızca %5’i keşfedilmiş ve haritalanmıştır. Bu nedenle, insan yaşamındaki derin önemine rağmen, okyanuslar hâlâ büyük oranda anlaşılmaz ve kuvvetli bir sır olarak kalmaktadırlar. Ek olarak, açık denizlerin gücü karşısında insan yaşamının kırılganlığının bir başka hatırlatıcısıdırlar.

J. M. W. Turner, Denizdeki Balıkçılar,1796 civarı, Tate Galerisi, Londra, Birleşik Krallık.

Bu resimde bir grup şanssız balıkçının hırçın sulara yakalandığı gece manzarası yer almaktadır. Ufak tekneleri, Wight Adası yakınlarındaki dalgalı denizlerde manevra yapmak için çabalamaktadır. Zar zor görünen titrek ışık, insanlığın fani yönünü sembolize ederken hırçın sular ise doğanın ürkütücü ve olağanüstü gücünü temsil etmektedir. Sanatçı, Joseph Mallord William Turner, özellikle denizcilik manzaralarında saygın bir yağlı boya ressamıydı. Bu eser ilk olarak 1796’da Kraliyet Akademisi’nde sergilenmiştir.

Ivan Aivazovsky, Fırtınalı Denizde Gemi,1887 civarı, Devlet İnziva Yeri Müzesi, Saint Petersburg, Rusya.

Seçkin Rus ressam Ivan Aivazovsky’den bahsetmeden hiçbir denizcilik konulu sanat eserleri hakkındaki tartışma tamamlanmış sayılmaz. Bu tabloda, tehlikede olan bir gemi dikkat çekmektedir ve bu sayede insanlığın kırılganlığı ve okyanusun muazzamlığını karşılaştırmış olur. Resimde görünen martılar, bu resmin genel ölçeği hakkında bir fikir vermektedirler. Tutarsız dalgalar neredeyse biri bu resimdeki tuzlu suyun tadına bakabilecek kadar büyüleyici ayrıntılarla tasvir edilmiştir. Bir filika, batan gemiden kaçmaya çalışırken karanlık ve fırtınalı gökyüzü de dramaya katkıda bulunur ve korkunç bir imaj uyandırır.

Ayrıca bkz: “Denizde Bir Yerlerde: İvan Ayvazovski ve Deniz Sanatı

Volkanik Dram

1800’lerin sonlarında, birçoklarının ilgisini çeken yeni bir volkanik aktivite dönemi yaşanmıştır. Tablolardaki volkanlar favori tema olmuş ve Vezüv yanardağı sayısız esere konu olmuştur. Bu korkunç doğa olayı, doğanın muazzam güçlerinin bir başka hatırlatıcısıdır ve buna ek olarak doğa olaylarıyla ilgili dramatik bir tema oluşturmaktadır.

Dramatik Sahneler: James Hamilton, Pompeii’nin Son Günleri, 1864 civarı, Brooklyn Müzesi, New York, NY, ABD.

James Hamilton, bu konuya ilgi duyan birçok ressam arasındaydı. Hamilton, yalnızca volkanik patlamanın büyüklüğünü belirtmek için değil aynı zamanda kuvvetli ve ateşli patlamanın vadiyi nasıl koyu sarı bir parıltıyla doldurduğunu göstermek için geniş bir açı seçmiştir. Hamilton, volkanların felsefi yönüne ilgi duymuş ve medeniyetlerin döngüsel doğasına önem vermiştir.

Derby’li Joseph Wright, Portici’den Vezüv,1776 civarı, Huntington Kütüphanesi, Pasadena, CA, ABD.

Derby’li Joseph Wright’ın hemen hemen otuz resmine konu olduğu için Vezüv Yanardağı’nın patlamasından büyülendiğini söylemek yerinde olur. Wright, 1773 ve 1775 yılları arasında bir defa Napoli’ye seyahat etmiştir ve kariyerinin geri kalanında da bu deneyimden yararlanmıştır. Napoli’de çeşitli çalışmalar yapıp İngiltere’ye dönmesi üzerine resimlerini tamamlamıştır. Bu resimde, Pompeii’nin yapılarının yıkımı odak noktasındadır.

İlginçtir ki Vezüv yanardağı 1777’de patlamıştır. Yani Wright, patlama sırasında İtalya’yı çoktan terk etmiş olması muhtemeldir ve bu da tasvirin görüntülerini sanatçının hayal gücünün bir eseri yapar.

İncil’le İlgili Dram

Eski Ahit’te dramatik sahneler için o kadar çok olasılık vardır ki daha fazla kutsal metinlerden ilham alan TV şovunun olmaması üzücüdür.

John Faed, Adem ve Havva’nın Kovulması,1880 civarı, Cleveland Sanat Müzesi, Cleveland, OH, ABD.

Bu resim bilgelik, anlama ve yargı başmeleği olan Jophiel’in, Adem ve Havva’yı Aden bahçesinden kovduğu anı içermektedir. Jophiel, alevli kılıcını Adem ve Havva’nın daha küçük figürlerinin yanı sıra kötü şöhretli yılanın üzerine sallıyor. Göklerden gelen parlak ışık, aydınlatmakta ve kara bulutlara karşı keskin bir tezat oluşturmaktadır. Jophiel’in heybeti, Adem ve Havva’nın perişan figürleri ve tıslayan yılanın meydan okuması, gösterilen entrikaya ve drama katkı sağlar.

Bir sonraki resim, edebi ve tarihi çizimlerin yanı sıra bu tür konularda da yetenekli bir portreci olan kendi kendini eğitmiş İskoç ressam John Faed’in eseridir.

John Martin, Yeşu Güneşe Hareketsiz Kalma Emri veriyor (Joshua 10-12), yaklaşık. 1840, Yale İngiliz Sanat Merkezi, New Haven, CT, ABD.

Burada İngiliz ressam John Martin, İncil’de geçen Gibeon antik şehrindeki bir savaş sırasında İsrail ordusunun komutanı olan Yeşu’yu betimlemektedir. Yeşu, İsraillilerin kaçan Amorluları yok edebilmeleri için güneşe ve aya rotalarında durmalarını emrederek Tanrı’dan gün ışığını uzatmasını istemiştir. Yeşu, dramatik bir doğal sahnenin ortasında coşkulu bir şekilde duasını ederken ve ortadaki kayaların üstünde dururken resmedilmiştir. Göklerin, Yeşu’ya açıldığı ve duasına kulak verdiği görülmektedir.

Cinayet

Dramı, şiddetli bir cinayetten daha fazla ne ifade edebilir? Edebiyattan, tarihi olaylardan veya kutsal kitaplardan birçok ünlü sanatçının tuvallerinde yer alan birkaç inandırıcı cinayet örneği vardır.

Jean-Joseph Weerts, Marat Suikastı, 1880 civarı, La Piscine Müzesi, Roubaix, Fransa.

L’Ami du peuple (Halkın Dostu) Gazetesi, aracılığıyla siyasi bir nüfuz kullanan Jean-Paul Marat, Fransız ihtilali sırasında gazeteciydi. Cumhuriyet için bir tehdit olduğuna inandığı kralcı sempatizan Charlotte Corday, tarafından suikaste uğramıştır. Corday, Marat’ın ölümünün Fransa’daki şiddeti sona erdireceğini ummaktadır.

Corday, 13 Temmuz 1793’te Paris’e varıp Caen Girondistlere ihanet edeceğine söz vererek Marat ile bir izleyici kitlesi kazanmıştır. Kronik bir cilt rahatsızlığı olan Marat, Corday onu göğsünden bıçakladığında her zamanki banyosundaydı. Neredeyse anında hayatını kaybetmiştir ve Corday ise polisin onu tutuklaması için soğukkanlılıkla beklemiştir. Bu tablo, devrimcilerden oluşan histerik kalabalıktan silahı tutan Cordy’nin onu tutuklamak için odaya dalışını anlatan tarihi olayların değiştirilmiş bir versiyonudur. Bu tablo, Belçikalı ressam Jean-Joseph Weerts’in eseridir.

Peter Paul Rubens ve Frans Snyders, Medusa’nın Başı, 1617-1618 civarı, Sanat Tarihi Müzesi, Viyana, Avusturya.

Ünlü klasik mitolojide, Perseus Medusa’yı öldürdüğünde Medusa’nın kesik kafasından damlayan kan yılana dönüşmüştür. Medusa’nın kopmuş başının bu grotesk tasviri sanatçıların, Peter Paul Rubens ve Frans Snyders, ortak çalışmasıdır.

Ruben’in bu dehşet verici şahesere katkısı, Medusa’nın bir taş çıkıntı üzerindeki kesik başının portresi olmuştur. Medusa’nın kafası, dehşetten şişmiş kanlı gözleriyle başının kesildiği korkunç anı ifade etmektedir. Korku ifadesi solgun teni, kasılmış alnı ve kanlı ağzıyla daha da artmaktadır. Medusa’nın kafasından uzağa sürünmekte olan oldukça gerçekçi ve tedirgin yılanlar, Frans Snyders’ın katkısı olmuştur. Yılanlar, Avrupa’daki otlar veya su yılanları gibi gösterilmişlerdir.

Kaynak: https://www.dailyartmagazine.com/dramatic-scenes-in-painting/

 

Bir Yorum Yazın