Fransız Şıklığı – Kadınlar 18. Yüzyılda Nasıl Giyiniyordu?

18. yüzyıl modasının ihtişamını artık bizzat deneyimleyemesek de neyse ki zamanının birçok ressamı şu sorunun cevabını bize bıraktı: ‘‘Kadınlar 18. yüzyılda nasıl giyiniyordu?’’

Sanatsal tasvirleri, dönemin başlıca modasının tadını çıkarmamızı sağlıyor. Kadınların giyinişi bu dönemde tamamen fevkaladeydi; moda tarihi ve gelişiminde iz bıraktı. 

Jean François de Troy, Aşk İlanı, 1731, Schloss Charlottenburg, Berlin, Almanya.

Kadınlar 18. Yüzyılda Nasıl Giyiniyordu?

Moda 18. yüzyılın başlarında tamamıyla silüet gibi görünen, ince, zarif ve dar görünümlü elbiselerden oluşuyordu. Çok fazla süs olmadan, sade bir görünüm tercih ediliyordu. Bu tarz XIV. Kral Louis’in eşi Françoise d’Aubigné tarafından fazlasıyla etkilenmişti. Fakat kralın ölümünden kısa bir süre sonra bu tarz önemli ölçüde değişti. 

Jean Jean-Baptiste Santerre, Savoy’lardan Marie Adélaïde,1709, Versay Sarayı, Versay, Fransa.

 

Bourbon’lardan Marie-Adelaide, 1713, Versay Sarayı, Versay, Fransa.

Kadınlar, sonra daha zarif olan robe volantes’a (uçan elbise)¹ ve daha sonra da robe à la française’e (Fransız elbisesi) evrilen robe manteau (frak) giymeye başladılar. Barok dönemi elbiseler de ayrıca dantel ve kurdelelerle tasarlanmaya başladı.

Makyaja gelince, fazlasıyla beyaz fondöten kullanıldı ve ve bu fondötenler yumurta beyazı gibi ürünlerden yapıldı. Dudaklar genellikle kırmızı veya kiraz rengindeydi. Saçlarda çoğu zaman bir şapka olurdu ve yüze yakın şekilde giyinilirdi. 

18. Yüzyılın İlerleyen Zamanları

Charles-André van Loo, Marie Leszczinska, Fransa Kraliçesi, 1747, Versay Sarayı, Versay, Fransa.

Kadınlar yıllar geçtikçe daha renkli bir tarzda giyinmeye başladı ve tarlatanlar daha rahat hale geldi. Moda 18. yüzyılın ikinci yarısının başlarında Rokoko tarzından fazlasıyla etkilenen, fiyonklarla tasarlanan ipek kumaşlarla ilgiliydi. Moda, dönemin ilerleyen zamanlarında Marie Antoniette’in giydiklerinden ilham aldı. 

Élisabeth Vigée Le Brun, Marie-Antoinette, Fransa Kraliçesi, 1783, Versay Sarayı, Versay, Fransa.

Daha sonra robe à la française (Fransız elbisesi) gitti ve kadınlar, yeri sonradan robe à la anglaise (İngiliz önlüğü)² ile değişen robe à la polonaise (Polonyalı elbisesi)³ giymeye başladı. Elbise boylarının biraz kısalmasıyla kıyafetler daha çok ten gösteriyordu. Yakalar da daha açık hale gelmeye başladı.

Francois Boucher, Madame de Pompadour, 1756, Alte Pinakothek, Münih, Almanya.

Fransız devrimine sonrasına karşılık gelen 18. yüzyılın sonu, Incroyables ve kadın meslektaşları Merveilleuslar’ın zamanıydı. Kadınlar bu dönem boyunca korseleri attılar ve uzun peruklar ve kavisli topuklu ayakkabılarla kombinlenen Türk elbiseleri giymeye başladılar. Bu dönem üst sınıfın hayatta kalan üyeleri tarafından terör ve devrim kısıtlamalarına karşı kısa bir bilinçli isyan dönemiydi ve bittiğinde kadın modası daha sade ve aşırıya kaçmayan kadınsı tarza döndü.


¹Volante veya “uçan elbise”, önceki yüzyılın giderek kısıtlayıcı korseli elbiselerinden uzaklaşmayı işaret ediyordu. Moda uzmanı ve The Age of Comfort’un yazarı Joan de Jean, Stamberg’e elbisenin Louis XIV’ün sarayındaki önceki tarzlara bir tepki olduğunu söylüyor.

²18. yüzyıldan kalma robe à l’anglaise, iç etekliği ortaya çıkarmak için genellikle önden ayrılan bir üst etek ile tek parça halinde kesilmiş hem ön hem de arkası dar olan elbise. Korse arkadan uzun olacak şekilde şekillendirilmiş ve önü kapatılmıştır. Türkçesi “İngiliz Önlüğü”

³robe à la polonaise, Polonya’nın 1772’de bölünmesinden adını alan Polonyalı elbisesi, kalçalara genişlik izlenimi vermek ve altındaki kombinezonu göstermek için bir elbisenin üst eteğinin üç demet halinde düzenlenmesine atıfta bulunur. Polonya stilinden türetilen polonaise kelimesi ‘Polonyalı’ anlamına gelir ve bu şekilde bir elbise giymek à la polonaise olarak anılırdı. (Bu, à l’anglaise olarak adlandırılan İngiliz tarzı elbiseler gibi dönemin diğer stillerinden ayırt etmek için yapıldı.) Polonez tarzı, yüksek topuklu yürüyüş ayakkabılarını ortaya çıkaran bilek boyu jüponlara sahipti.

Çeviri kaynak: 1 – 2

Beykent Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümü öğrencisiyim. Sanatla çoğalıyoruz çoğaldıkça güzelleşiyoruz.

Bir Yorum Yazın