Frauenhaus (Kadın Sığınma Evi): Gunta Stölzl ve Bauhaus Kadınları

Bauhaus kadınları; bir yalan üzerine okula çekildi, erkek hocaları tarafından ötekileştirildi ve tek bir atölyeye tıkıldı. Gunta Stölzl öncülüğünde dokuma atölyesini, Bauhaus’un gelirinin önemli unsurlarından birine dönüştürdüler.

Yazıyı okumaya devam etmeden önce Bauhaus Okulu hakkında bilgilere hızlıca buradan göz atabilirsiniz.

Bauhaus Kadınları: Maria Avusturya, Kitty van der Mijll Dekker bir dokuma tezgahında, 1939. Maria Avusturya Enstitüsü, Amsterdam, Hollanda.

Işık, üstünden garip bir kumaş sarkan pencereden odaya giriyor. Işıkla beraber odada süzülen toz parçaları odaya kasvetli bir ortam katıyor. Döşeme tahtalarının üzerinde bulunan solmuş çizikler ve tebeşir benzeri lekeler, iskemlelerin yıllarca öne ve arkaya sürüklendiğinin kanıtı. Yer yer, odanın etrafına eşit aralıklarla yerleştirilmiş birkaç dokuma tezgahının ağırlığı altında çöken zemini kolayca fark edebilirsiniz. Bakıma muhtaç olan ve kasıtlı bir şekilde ihmal edilmiş bu stüdyo antik bir görünüme sahiptir.

Gunta Stölzl’in Weimar’a geldiğinde karşılaştığı manzara bu görüntüydü. Bauhaus’un puslu dokuma atölyesine adım attığında, kendisini karşılayan dalgın öğretmenler ve şaşkın bakışlı öğrencileri görünce, okulun içinde bulunduğu umutsuzluğu anlayışla karşıladı. Walter Gropius’un yeni pedagojisinin duvarlarının derinliklerinde gömülü olan Sanat ve El Sanatları hareketinin kalıntıları, etrafında çiçekler açan bu büyük ve yeni dünyanın yanında soldu. Sanatsal özgürlük vaadiyle bu okula başvuranlar için bu durum bir hakaretti, bu okul bir hapishaneydi.

Bauhaus Kadınları: Dessau Bauhaus’ta Dokuma Atölyesi, 1927, Bauhaus Arşivi Berlin.

1919’da Walter Gropius, okulun kapılarını “yaş ve cinsiyetten bağımsız olarak iyi bir üne sahip olan herhangi bir kişiyi” kabul edeceğini bildirerek açtı. Daha adil veya daha güçlü olan bu iki cinsiyet arasında hiç bir farklılık yoktur diyerek konuşmasına devam etti. Kadınların silinik olduğu böyle bir zamanda eşitlik vaadi özellikle kadınlar için cezbediciydi. Gerçekten de konseyi bile şaşırtarak çok güçlü bir açılış yapıldı ve bu açılış en çok kadınların ilgisini çekti.

Entegre temel hazırlık kursları başladığında, Stölzl ve diğer kadın eğitmenler, toplumsal cinsiyet tabularının yıkıldığı bu kurumda kendilerine sağlanan özgürlükten kesin keyif almışlardır. Fakat yapılan toplantılarda egemenliğin- kadın katılımcıların sayısının çoğunluğuna rağmen- erkek ustalarda olduğu belirtilmiştir. Özellikle Gropius, bu kadar çok kişinin varlığının kuruma amatör bir hava katacağından endişeleniyordu. Atmosferi, Gropius’un -atalarının aksine-  kaçınmaya hevesli olduğu Sanat ve El Sanatları akımını andıran bir şeyle etkilemeyi hiç istemiyordu.

Özellikle Gropius (Bauhaus kurucusu) kadınların çoğunluğunun amatör bir ortam yaratabilme ihtimalinden şikayetçiydi. Bundan da öte, kadınların Bauhaus’un akademik zorluklarına ayak uydurabileceğine inanmıyordu. Gropius’a göre, kadınlar iki boyutun ötesinde düşünme yeteneğine sahip değillerdi ve bu durum sebebiyle onların, okulun odaklanmış olduğu mimari bölümüne yük olduklarını düşünüyordu. Bauhaus’un zanaatını korumak için, kadınları temel çalışma konularından uzak tutacak ve okula pek katkısı olmayan bölüm olarak düşündükleri dokumacılık bölümüne topladılar. Dokuma atölyesinin özellikleri, aynı zamanda dokumacılığın ”kadın işi” olduğuna dair hakim olan tutumun öğreticisi olan Grand Ducal Okulu’ndaki Sanat ve El Sanatları görünümünün bir yansımasıydı. Oskar Schlemmer’in özetlediği gibi, az çaba veya düşünceyle ustalaşılabilecek bir hobiden daha fazlası; “Yünün olduğu yerde, vakit geçirmek için de olsa onu dokuyan bir kadın vardır.

İlk Bauhaus’un temel kaygılarından biri sanat ve zanaatın farklılaşmasıydı ve bu ayrım da toplumsal cinsiyete dayalıydı. Fakat Gropius, ikincisini ”erkek dehası” ile yükseltti – onu mimari ve heykelle ilişkilendirdi. Kısacası, sanat (dokumanın ait olduğu varsayılan bir kategori) dekoratif ve kadınsı bir uygulamaydı. Bauhaus içindeki sanat kategorilerinin sınıflandırılmasına, dokuma atölyesinin ilgisiz ustası – tek bir iplik örmemeye, tek bir düğüm atmamaya, tek bir tekstil tasarımı yapmayacağına veya disipline girmeyeceğine- dair yemin eden Georg Muche neden olmuştur.

Dokumacılık, entelektüel bir konu olmaktan çok mimariye ve resim uygulamalarına ait olan bir bölüm olarak görülüyordu. Gropius ve ustalarının düşüncesine göre, kadınlar zanaat yapamazdı – sadece sanatla uğraşabilirlerdi.

Elnyomott nők a Bauhausban
Anni Albers, Siyah Beyaz Sarı, 1927, Metropolitan Sanat Müzesi, New York, ABD.

İlk önce kadınların atölyeye girmesi için çok fazla uğraş sergilediler, daha sonra farklı atölyeye girmek isteyen kadınları engellediler. Kadınları, Bauhaus’un ‘önemli’ çalışmalarından uzak tutmaya çalışıyorlardı. Ancak ustalar, dokuma atölyesinin ne kadar değerli olduğunu ve finansal açıdan okula olacak katkısını düşünememişlerdi. Hiçbiri Gunta Stölzl’e güvenmiyordu.

Stölzl, Birinci Dünya Savaşı sırasında Kızıl Haç hemşiresiydi. Kızı Monika Stadler tarafından anlatılan bir hikâyeye göre, yanlış işlem yapan bir doktor gördüğünde, o doktoru atmaktan asla korkmazdı. Annesinin fotoğrafını göstererek ”Duruşunu görüyor musunuz?” dedi, “Bu kadın dikkatsiz bir cerrahın dikkat etmesi gereken bir hemşire.” Dağ tırmanışı bir eğlence haline gelmeye başladığında genç Gunta hemen bu aktiviteye başladı. Alnındaki yara izi, cesaretini kırmayı başaramayan erken bir düşüşün kanıtıydı. Kısacası, maceracı, açık sözlü ve yorulmak nedir bilmeyen biriydi. Dokuma atölyesine sürüldüğünde, atölyenin düzensizliği ve bakımsızlığı karşısında dehşete düştü. Bölümde iki adet öğretmen olmasına rağmen hemen bölümün başına atandı. 1922’ye kadar resmi olarak atanamadı, bunun yerine kimlik kartına kalemle ‘usta’ yazmaya başladı.

A picture of staff and patients in a WWI hospital, Gunta Stolzl is present.
Gunta Stölzl, Birinci Dünya Savaşı hastanesinde, c. 1917

Ama dokuma atölyesini bulunduğu bataklıktan çıkaran sadece onun karakteri değildi. Stölzl, Münih Uygulamalı Sanatlar Okulu’nda bir dizi araştırma yaptı ve onun izinden gelen kadınlara öğretebileceği bir sürü yeni yöntem öğrendi. Aslında, Gropius’un kadınları Bauhaus’un “eril sanatlarından” uzak tutma girişimleri Stölzl’ün işine yaradı ve Marianna Brandt, Anni Albers, Benitte Otte gibi kadınların yardımıyla, erkek gözetiminden uzak bir ifade ve deney ortamı yaratmak için bu ayrımcılık politikasını kullandı.

Gunta Stölzl, Duvar Kilimi, Kırmızı/ Yeşil Goblen, 1927/8, Bauhaus Arşivi Berlin.

Bazıları Bauahus’un bu şekilde bölünmesinin sebebinin kabullenilmiş cinsiyetçiliğin sonucu olduğunu iddia ediyordu. Özellikle Anja Baumhoff, “dokuma atölyesinde çalışmanın ön koşulunun, cinsiyet ideolojisini kabul etmeye istekli olunması” olduğunu öne sürüyor. Bununla birlikte bazıları ise bu yöntem ile Gunta’nın sistemle kurnazca oynadığını öne sürdüler. Ne de olsa okul bir uygulama stüdyosuydu ve Gropius, okulun ilk yıllarında tamamen mimarlık bölümüne odaklanmıştı. Stölzl, bu ”kadın sanatının”, müşteri olarak kadınları – özellikle de evde yatırım yapmaya yeni başlamış burjuva kadınlarının ilgisini çekebileceğini söyledi. Stölzl, cesurca okulda tamamen kadınlara yönelik bir alan yarattı ve bir süre sonra bu durumun meyvelerini yemeye başladı. Stölzl’in ustalara yardım ve yataklık ettiği iddialarına yanıt olarak, T’ai Smith, “Eğer ustaların cinsiyetçiliğini içselleştirmiş olsaydı, bu sadece Bauhaus kadın sınıfının örgütlenmesinde değil, aynı zamanda atölyenin kadın alıcılarına bakışı ve onlara hitap etme şeklinden de belli olurdu” diyor. Geriye dönüp bakıldığında, Stölzl ve öğrencilerinin özellikle iyi bir pazarlama sistemiyle meşgul oldukları görülüyor.

Bauhaus Kadınları: Gunta Stölzl’in portresi, 1926, Bauhaus Arşivi Berlin.

Onun bu iş zekası, dokuma atölyesini Bauhaus’un en işlek ve en kazançlı bölümü haline getirdi. Özellikle 1923-1926 yılları arasında okul maddi açıdan çok zorlandı, onu ayakta tutan dokuma atölyesiydi. 1922’de Zürih’te bir sergi yapıldı ve bu sergide en çok satış yapan atölye yine dokuma atölyesiydi. 1923 yılında yine bir sergi yapıldı ve yine en çok satan, dokuma atölyesi oldu. Böylece bu atölye için perakende bir satış araştırmasına başladılar. Gropius dokumayı Bauhaus’un en etkisiz noktası olarak görmüş olabilir, ancak Stölzl bu atölyeyi okulun mali omurgasına dönüştürdü.

Bu kadar başarıya rağmen Stözl, 1927’ye kadar ustalık ünvanı almadı. 1930’da Almanya’da zaten var olan milliyetçilik patlak verdi. Siyasi baskıların ortasında kalan Stözl görevinden istifa etti. Okulu yoğun bir yahudi karşıtlığı sarmıştı fakat o zamanlar görevde bulunan müdür Mies van der Rohe öğrencilerini bu konuda desteklemedi. Bundan 3 yıl sonra, yine siyasi baskıların sonucunda Bauhaus okulu kapandı ve dokuma atölyesi savunulamaz bir hale geldi.

Bauhaus’taki birçok kadın gibi, Stölzl’ün mirası, o okulu terk ettikten sonra yayılmaya başladı. Anni Albers’in yazıları ve Stözl’ün pedagojik makaleleri, bugün hala uygulanmakta olan bir dokuma teorisinin yaratılmasına yardımcı oldu. MoMA’da tekstil adı altında sergisi bulunan ilk kadındı. Gunta, tüm dünyada tekstil tasarımının öncüsü olarak tanınmaktadır.

Bauhaus Kadınlaro: T. Lux Feininger, Bauhaus Merdivenlerinde Dokumacılar (Dessau), 1927, Bauhaus Arşivi Berlin. Gunta Stolzl.

Gropius’un Bauhaus’u harika işler çıkardı ve her ne kadar onları haklarından mahrum etmeye çalışsa da, bu başarının çoğu kadın Bauhäusler’a aitti. Stölzl ile karşılaştırıldığında, Gropius’un çalışması -zamanında çok meşhur olsa da – kolektif bilincimizde bulunmuyor. Walter Gropius’un kendi adı altında kurduğu kurumda, Bauhaus’un kadınları okulun anonimliği aşmayı ve kendi adları altında gelişmeyi başardılar. Sözde ”büyük erkekler” tarafından önlerine konulan engellere rağmen, kadınlar bugün hala dolaşmakta olan yenilikçi ve heyecan verici bir çalışma rehberini bizlere armağan bıraktılar. Bauhaus egemenliği içinde ve dışında geliştirilen desenler ve çalışmalar hala modern pazarlarda kullanılmaktadır. Gropius’un adı kendi kurduğu okulda kaybolurken, baskılarıyla ezmeye çalıştığı kadınların mirası günden güne büyüyor.

Daha detaylı bilgi için bkz: Bauhaus Kadınları

Kaynakça: https://www.dailyartmagazine.com/frauhaus-gunta-stolzl-walter-gropius-and-the-women-of-the-bauhaus/

Herkese merhaba! İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinde İngilizce Öğretmenliği 4. sınıf öğrencisiyim. Amacımız sizleri sıkmadan sanata doyurmak. Sevgili okurlarımız, bu iş bizim için derin bir tutku.

Bir Yorum Yazın