Paul Klee Kimdir? Hayatına ve Eserlerine Bir Bakış

Alman asıllı İsviçre’de dünyaya gelen baskı ressamı ve teknik çizimci olan ressam Paul Klee, kariyerinin başında Alman Ekspresyonist (Dışavurumcu) grup Der Blaue Reiter (Mavi Süvari) ile etkileşim içindeydi. Daha sonra, iki savaş arası dönemde oldukça nüfuzlu olan Alman sanat okulu Bauhaus’ta dersler verdi. Ancak Klee’nin farklı nitelikteki yapıtları tek bir sanat akımıyla veya “okulla” sınıflandırılamaz. Zaman zaman fantastik, çocuksu ve bir yandan da muzip tabloları hem New York okuluna hem de 20. yüzyılın birçok sanatçısına ilham olmuştur. O hâlde gelin Paul Klee kimdir, onu eserleri aracılığıyla inceleyerek hep beraber keşfedelim.

Paul Klee kimdir: İsviçreli sanatçı, 18 Aralık 1879- 29 Haziran 1940, Locarno, İsviçre

Paul Klee’nin Önemli Eserleri:

  • Kanatlı Kahraman (1905)
Çinko üstüne soğuk kazı gravürü – Modern Sanat Müzesi, New York 

Klee, ressamlığa başlamadan önce teknik ressamlık yapmıştır. İlk serilerindeki gravürler ve buluşlar, Klee’nin ilginç ve garip uzuvlu bir figür oluşturmak için çizgi ve ton değerlerini kullanma becerisini ispatlamaktadır.

Yukarıdaki resmin sağ alt köşesindeki bir alıntı yazısı, resmin altında yatan fikre ışık tutar: “Bu adam tek kanatla doğduğu için uçabileceğine inanıyordu. Denemeleri, tabii ki yalnızca kazalarla ve kırık bir sol kol ve bacakla sonuçlandı.” Bu tuhaf yaratık, 20. yüzyılın başlarındaki defalarca halkın anlayışsızlığı ve umursamazlığıyla mücadele ederken daima tüm potansiyelini sürdüren tipik ilerici bir sanatçının bir çeşit otoportresini gayet iyi temsil etmektedir.

  • Hammamet Camii (1914)
Kağıt üzerine suluboya ve kalem – Berggruen Klee Koleksiyonu, New York

Tunus’un parlak ışığı, Klee’ye renkli sulu boya resimleri ortaya çıkarmasında ilham kaynağı olmuştur. Resmin üst yarısı temsiliyken alttaki yarısının birleşimi Robert Delaunay’ın ifade amacıyla renkleri ve onların tezatlığını ifade eder. Buradaki halk dokuma ya da diğer popüler zanaat geleneği tarzında kırmızı ve yeşil lekelerin yan yana gelmesi gibi kullanma önerisine uymaktadır.

Klee bir öznenin renginin, şeklinin ve belli belirsiz bir fikrinin, sanatçının asıl manzarada deneyimlediği esas dinginlik hissini izleyicinin gözünde etkili bir şekilde yeniden oluşturmak için yeterli olduğunu savunmuştur.

  • Kapılmış Yer (1922)
Kağıt üzerine mürekkep, kalem ve suluboya; üstteki ve alttaki şeritler sulu boya ve mürekkeple, karton üzerine yerleştirilmiş – Zentrum Paul Klee, Bern

Eser, Klee’nin Bauhaus yıllarının ilk zamanları yapılmıştır. Bu parça arka planda turuncu ve morların uyumuyla belirsiz işaretlerin ve sembollerin manzarasını gösterir. Çeşitli renk şeritleri yatay çizgileri işaret etmektedir. Şeritlerin yatay vurguları sadece meydan okurcasına boyanmış, beklenmedik bir yol levhası kadar sıradan bir şeyi akla getiren ok etkisizleştirir. Rengin çeşitli tonları gibi, ok izleyicinin bakışlarını resmin ortasına çekmeye zorlayan bir hareket meydana getirir.

Picasso ve Braque’unkiler gibi kübistlerin Klee’nin üzerinde hâlâ sürmekte olan etkisi açıkça görülmektedir: Klee bizlere bunun bir pencere olmadığını ama bir tür soyut gösterge sistemi olduğunu hatırlatmak istercesine doğayı etkisiz hale getirirken aynı zamanda doğadan resmedilmiş bir motif izlenimini uyandırır.

  • Kıkırdama Makinesi (1922)
Kağıt üzerinde yağlı boya transferi ve suluboya, karton üzerine suluboya ve mürekkeple çerçevelenmiş – Modern Sanat Müzesi, New York, John D Rockefeller Jr satın alma fonu

Başlık, bir çeşit çocuk oyuncağı ya da ev süsünü kast eder. Dört mekanik kuş, döndürme kolunun üstünde dinlenir ve kol döndüğünde şarkı söyleyemeye hazırdırlar. Hareketsiz konumlarında, göz korkutucu bir etki bırakırlar, açık duran mekanik gagaları onların ilk etapta kuş olduklarına dair tek işarettir.

Bu küçük ve diğer taraftan eğlenceli gravürün her yaşamın en sıradan öğesi karşısında Dadaist ve Proto-Sürrealist imgelem ve korku duygusu yatar. Klee bu karışık ortamlı parçayı oluşturmak için yenilikçi bir teknik kullanmıştır: İlk önce siyah yağlı boyayla kaplanmış bir kağıdın üzerine çizim yaptı ki bu da arka planda bulanık çizgiler ve siyah işaretler oluşmasını sağladı.

  • Ana ve Yan Yollar (1928)
Tuval kasnağı üzerinde tuvalde yağlı boya – Ludwig Müzesi, Köln

Klee, 1928’de Mısır’ı ziyaret etmiştir ve parlak renkli soyut çalışmalar oluşturmak için bu Kuzey Afrika ülkesinden ilham almıştır. Ancak diğer çalışmaları gibi bu resim, gerçek dünya konusundan tamamen ayrılmamıştır. Tuvalin üst kısmındaki kısıtlı mavi dikdörtgenler gökyüzünü çağrıştırırken düzensiz dikdörtgenler ve yamuklar kişinin gözünü sayfanın altından yükselen ufka götüren yollar oluşturur. Soluk tonlara boyanmış geniş yamuklar ana yol izlenimini vermek için tuvalin ortasının aşağı kısmına yerleştirilmiştir. Böylece Klee, gerçek dünyadaki derinlik algısını yaratmak için rengi, şekli ve çizgiyi kullanmıştır.

  • Ölüm ve Ateş (1940) 
Paul Klee kimdir: Çuval bezi üzerine yağlı boya ve renkli macun – Zentrum Paul Klee, Bern

Almancada ölüm anlamına gelen Tod kelimesi, resmin ortasındaki beyaz yüzün özelliklerini çok etkili bir şekilde oluşturur. Buna rağmen sadece bir insan ya da hayvan kafatasını andırmaktadır. Ayrıca “Tod” kelimesine kalkık kolun “T” şeklinde, elindeki altın renkli kürede ve yüzünün “D” şeklinde de rastlanabilir. Muhtemelen minimal olarak tanımlanmış bir adam ölüme ya da belki de ölümün elinde tuttuğu parlayan bir güneşe doğru yürümektedir.

Resim, soğuk beyazı sıcak kırmızılar ve sarıları yan yana koyup bir tür mağara resmi gibi insanlığın yaratılışını ve hüzünlü ölümlülüğünün görüntüsünü sembolize ediyor olabilir. Klee’nin hiyerogliflere olan ilgisinden ilham alan Ölüm ve Ateş, soyutlama ve temsilin çok eski zamanlardan beri karşılıklı olarak uyumlu olduğu veya başka bir şekilde tamamlayıcı ifade araçları olduğu fikrini vermektedir.

Çeviri kaynak: https://www.theartstory.org/artist/klee-paul/

Bir Yorum Yazın