Minik Kuşlar, Çiçekler ve İlk Aşklar: Sanattaki Yeriyle İlkbahar

İlkbahar benim favori mevsimim ve sanat tarihi boyunca birçok sanatçının da favori mevsimi olmuş gibi görünüyor. Bunun sebebi açan çiçekler, öten kuşlar ve uzun günler mi? Veya daha çok yeniden doğuş, diriliş fikirleri gibi sembolik ifadeler, yüzyıllardır kültürler, dinler ve uluslar arasında süregelen hayat ve arzuların uyanışı yüzünden mi? Gelin sanatta ilkbahar nasıl tasvir edilmiş hep birlikte bakalım!

Âşıkların Mevsimi

Sanatta İlkbahar: Auguste Rodin, Ebedi Bahar, 1900, Ermitaj Müzesi, St. Petersburg, Rusya.

Ach, Rodin ve müstehcene düşkünlüğü… 19000’lerde açık sahneler heykel sanatında gerçek bir yenilikti. Rodin burada ilkbahardan âşıkların mevsimi olarak üstü kapalı bir şekilde bahsediyor. Aynı zamanda erkeğin duruşuyla mükemmel bir şekilde dengelenen kadın bedeninin kavisli sırtı, sonsuza dek sürecek kadar güçlü gibi görünen tutkularına olan merakımızı arttırıyor. 

İlkbahar Başlangıcı

Sanatta İlkbahar: Paul Gauguin, Bekaretin Kaybedilişi (İlkbaharın Uyanışı), 1891, Chrysler Sanat Müzesi, Norfolk, Virginia, ABD. Google Arts & Culture.

Bu genç kız bakışlarıyla gecesinin sonuçlarını yansıtıyor gibi görünüyor. Geceyi tam orada mı geçirdi, kırsal kesimde mi yoksa kaçtığı köyde mi? Onu teselli eden bir kuş ve köpek mi? Veya bir kurt mu? Ya da onlar sadece normal arkadaşları mı? Arka plandaki kişiler kim? Gaugin her zamanki gibi bize tahmin etmek için yeterli ipuçları vermiyor. İlk Tahiti döneminden olan bu eser, kontrast renklerle ve cevapsız sorularla dolu. Yine de kızın gergin yüzü, iyi olan hiçbir şey belli etmiyor…

Hitchcock’ın Filmlerindeki Gibi

Sanatta İlkbahar: Rene Magritte, İlkbahar, 1965, özel koleksiyon. Wikimedia Commons.

Hitchochk’ın Kuşlar’ını izlediniz mi? Ölümünden iki sene önce resmedilen bu Magritte tablosu, beni Kuşlar filminin atmosferine götürüyor. İlk bakışta her şey normal gibi gözüküyor, açık gökyüzü, bir kuş ve ağaçlar… Ama yakından bakarsak kuşun şekli fazla genelleyici ve ayrıca yine fazla genel olan ağaç desenini yeniden kullanıyor. Fotoğraftaki tek gerçek şey duvarın üzerindeki yuva. Kuş yumurtaları mı koruyor yoksa aslında çalmak mı istiyor? 

Çocukluk Anıları Uyanıyor

Sanatta İlkbahar: Salvador Dali, İlkbaharın İlk Günleri, 1929, Salvador Dali Müzesi, St. Petersburg, Florida, ABD.

Bu eseri başlıca etkileyen şey muhtemelen Sigmund Freud’un insanların çocukluk deneyimlerinden kaynaklanan korkularını, arzularını ve nevrozlarını tartıştığı “Rüyaların Yorumu” kitabıdır. Dali tuvalin merkezine, otobanın ortasına küçüklük fotoğrafını yerleştirmiş, bu da etrafındaki çeşitli resimlerin çocukluğuyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bu gri arazideki birbirinden alakasız gibi görünen garip figürler, gerçekte Dali’nin anıları ve hayallerinin öz çağrışımlarıyla oluşmuştur.

Bir kadının yenilenmesi hayatın yenilenmesi demektir diyebilir miyiz?

Sanatta İlkbahar, Galileo Chini, Kalıcı Olarak Kendini Yenileyen İlkbahar, 1914, Archivio Galileo Chini, özel koleksiyon, Pinterest.

Galileo Chini, burada Klimt ve diğer kadın figürünü ilkçilik, hayat ve doğa konularıyla birleştiren Yeni Sanat ressamlarının başlattığı akımı takip ediyor. İlkbahar burada, her kış kendini yenileyen, sonsuz gençlik ve güzelliğin bir figürü olan Primavera tarafından temsil edilir. Klimt’in tablolarına doğrudan bir gönderme olan dekoratif teknikleri görebilirsiniz.

Çiçeklenmek

Vincent van Gogh, Çiçek Açan Badem Ağacı, 1890, Van Gogh Müzesi, Amsterdam. Detay

Vincent van Gogh, Çiçek Açan Badem Ağacı’nı, 1890 yılının Şubat ayında Saint-Rémy-de-Provence’da yapmıştır. O sırada Fransa’nın güneyinde erken ilkbahar yaşanıyordu ve badem ağaçları çiçek açıyordu. Ağaçların beyaz parlak çiçekleri, sakin mavi gökyüzü ile kontrast oluşturuyordu. Badem ağaçlarının dalları, çevredeki manzara hâlâ boş ve soğuktan donmuş biçimde olduğu için yenilenmiş bir canlılıkla doluydu. Yeniden doğuş ve yeni yaşamın bir görüntüsü olan resim, Vincent van Gogh’un eserinde tam olarak yakaladığı şeydir.

Baharın Alegorik Kutlaması

VenüsPrimavera eserinin merkezinde öne çıkmaktadır. Tipik bir 15. yüzyıl Floransa giysisi giymiş, oğlu Cupid (aşk tanrısı) ile kavisli bir kemerin altında durmaktadır. Cupid ise yayını ve okunu karşısındaki Üç Güzellere (Zeus’un kızları; Euphrosyne, Aglaea ve Thalia) doğrultmaktadır. Mitolojide bu üç kız kardeş zevk, iffet ve güzelliği temsil etmektedir. Eserin sağ tarafında, Zephry (batı rüzgarının Yunan tanrısı), çiçeklerle ilişkilendirilen ve bir su perisi olan Chloris’i yakalıyor. Mitolojide, sol tarafta tasvir edilen ikiliden Chloris, bahar tanrıçası Flora’ya dönüşmektedir. Esere uygun olarak, bu bahar sahnesi büyülü bir ormanda geçmektedir. Botticelli, yaklaşık 200 çiçek türü dahil, tahminen 500 tanımlanabilir bitki türünü esere dahil etmiştir.

Kaynak: https://www.dailyartmagazine.com/spring-art/

Beykent Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümü öğrencisiyim. Sanatla çoğalıyoruz çoğaldıkça güzelleşiyoruz.

Bir Yorum Yazın